Modern Vicdanın Sınırında İnsanlık
Chris Cleave’in Küçük Arı romanı, savaşın acımasızlığıyla modern dünyanın vicdanını aynı potada eriten çarpıcı bir hikâye. İngiltere’nin Nijerya’ya uzanan sömürge düzeni, Afrika’yı üretip ama hiçbir şeyden pay alamayan bir kıta olarak karşımıza çıkarıyor. Kakao tarlasında çalışıp çikolatanın tadını bilmeyen Afrikalılar gibi, Nijeryalı Küçük Arı da çayın yetiştiği topraklarda hiç çay içmemiştir. Afrika, ihracatın ve sömürünün sessiz taşıyıcısı; dillerin, kimliklerin tanınmadığı bir asimilasyon dünyasıdır.
Küçük Arı, bu düzenin içinde hayatta kalmayı öğrenen bir genç kızdır. İngilizceyi sadece bir dil olarak değil, yaşamının garantisi olarak görür. Mülteci kampında fark eder ki, orada “ya dili çok iyi bilmek ya da çok güzel olmak” yaşamanın iki anahtarıdır. Bu iki seçenekten ilki onun silahı olur. Dil, onun görünmez zırhıdır. İngilizce konuşmak, bir kimlik değil; hayatta kalma biçimidir.
Ancak kadın olmanın ağırlığı Küçük Arı’yı her yerde takip eder. Kendi ülkesinde, kampta, hatta İngiltere’de bile, bir kadın olarak sürekli tehdit altındadır. Yeni bir yere girdiğinde ilk düşündüğü şey, “başına bir şey gelirse kendini nasıl öldüreceği”dir. Bu trajik düşünce, onun dünyasında güvenli hiçbir yerin olmadığını anlatır.
Bu karanlık dünyanın diğer ucunda, Londra’da yaşayan Sarah bambaşka bir hayat sürmektedir. Dışarıdan bakıldığında markalarla, statüyle ve konforla çevrili modern bir kadın figürüdür. Hermès elbiseleriyle, başarılı bir evlilik imajıyla görünür; ama iç dünyasında güçlü bir insanlık duygusu taşır. Küçük Arı’nın dünyasına yaklaşmaya, onu anlamaya çalıştıkça kendi vicdanının derinliğini fark eder.
Romanın dönüm noktası olan plaj sahnesi, Sarah’nın karakterini en çıplak haliyle ortaya koyar. Konforun ve korkunun içinden geçen bu
Küçük ArıChris Cleave · Pegasus Yayınları · 20116,1bin okunma
“Çay, ülkemin doğusunda, arazinin bulutlarla doğru yükseldiği ve nemli hava yüzünden ağaçların uzun yumuşak Yosun’dan sakallarının çıktığı topraklarda yetişmesine rağmen, biz köyümüzde hiç çay tatmamıştık. Doğuda tarlalar yeşil tepeliklerine doğru uzanıp, sizin içinde kaybolurlar. Üzerinde yetişen çay da kaybolur. Sanırım, hepsi ihraç edilir. Ben de onunla birlikte ihraç edilene kadar hiç çay tatmamıştım.”
Afrika'da kakao tarlasında çalışıp çikolatanın tadını hala bilmeyen çocuklar olduğunu biliyor muydunuz? Çayı da bilmiyorlar.