Geçen Dışarda, hastane bahçesinde kitabı okurken tanımadığım biri yaklaşıp ben kitabı okurken "Sizce günümüzde Julien Sorel gibi bir tutkuya sahip olmak mümkün mü?" diye sormuştu. Tabi şaşırdım ilk önce. O sırada tamamen net bir cevap veremedim. Karşımdaki kişi de muhtemelen beklediği cevabı alamadı benden, kitabı 10 kere okuduğunu söyleyen birinin benden gevelemekten fazlasını beklediği muhtemeldir diye düşünüyorum.
Julien Sorel ilk gençlik zamanlarından itibaren J. J. Rosseau okumuş biri. Bu sayede toplumda bir kesim insanların soyluluklarından doğan ayrıcalıkalarına tahammül edemiyor. Onların kendisiyle olan diyaloglarında, onların artık farketmediği ama buram buram kibir kokan konuşmalarını Julien Sorel hemen fark ediyor ve bu her zaman çok ağrına gidiyor. Hatta ölümü pahasına bile olsa düşmanlarına asla zayıf görünmek istemiyor.
Julien Sorel böyle bir durumda kendisi sıradan bir kerestecinin oğlu olarak itibarlı biri olma arzusuyla yanıp tutuşuyor. Kendine Napolyonu örnek alıyor. Çünkü o da sıradan bir asker iken gitti Fransa imparatoru oldu ve öncesinde onun paspas olarak kullanmaya tenezzül etmeyecek kadının/ların sevgilisi veya hoşlandığı itibarlı biri oldu. Ancak Julien Sorel sonrasında asker olarak yükselme fikrinden vazgeçiyor. Çünkü artık o zamanda bu modası geçmiş bir düşüncedir. O zaman Fransa toprakları tehdit altında ve subaylık mesleği saygındı.Şimdi Fransa 'da Napolyon gibilerin yeri yok. Şimdi prestijli meslek din adamlığı. Çünkü Julien Sorel birgün gördü ki gepegenç bir piskopos yardımcısı yılların anlı şanlı bir hakimine kök söktürüyor, onun itibarını peş paralık ediyor. İşte Sorel toplumda level atlamanın yolunu buradan çizmeye karar veriyor ve hikayedeki iskelet de biraz buradan şekilleniyor.
Julen Sorel toplumda yükselme hırsıyla kendi