Avusturyalı yazar Stefan Zweig tarafından 1920 yılında yayımlanan psikolojik kısa öykü eseri.
Birinci Dünya Savaşı sırasında askere alınmamak için eşi Paula ile birlikte İsviçre’ye kaçan Ferdinand, uzun zamandır endişeyle beklediği celp kâğıdını nihayet teslim alır. Zarfın eline ulaştığı andan itibaren insan iradesi, bireysel özgürlük, gitmesini istemeyen eşine karşı sorumluluğu ile vatanına (Almanya) duyduğu bağlılık, devlet otoritesi karşısında bireyin çaresizliği ve askerlik görevine ilişkin hissettiği “mecburiyet” duygusu arasında sıkışıp kalan Ferdinand, derin bir ruhsal bunalıma sürüklenir. Vereceği karar ise yalnızca geleceğini değil, geçmişini ve yaşamını da yeniden sorgulamasına neden olacaktır.
Yazarımız Stefan Zweig, Birinci Dünya Savaşı'nın ilk yıllarında memleketi Avusturya’nın (o dönemki adıyla Avusturya-Macaristan İmparatorluğu) savaşa katılımını desteklemiş olsa da, savaşın yol açtığı yıkıma ve insani felaketlere tanıklık ettikten sonra düşüncelerinde önemli bir değişim yaşamıştır. Tıpkı Ferdinand gibi İsviçre’ye taşınan Zweig, bu eserinde bireyin vicdanı ile devletin talepleri arasında sıkışıp kalışını son derece etkileyici ve insani bir dille ele almaktadır. Bu açıdan bakıldığında, Zweig'ın Ferdinand üzerinden kendi hikayesini aktardığı pekala iddia edilebilir.
Mecburiyet, yalnızca savaş döneminde geçen bir hikâye değil; aynı zamanda özgür irade, ahlaki sorumluluk ve bireyin otorite karşısındaki konumuna dair evrensel sorular soran güçlü bir psikolojik anlatıdır.