Her ne kadar itiraf edemezsek de hepimiz kendimizi başkalarıyla kıyaslayabiliyor ve başkalarının bizim hakkımızdaki düşüncelerinden etkilenebiliyoruz. Fakat bazı insanlar için diğerleri tek varlık nedenidir. Değer duygularını dışardan alıyorlar; çevrelerinin fikir ve yargılarına göre yaşıyorlar. "El âlem" denen örgütün :) adeta kölesi haline gelmişlerdir. Kendilerine özgü hiçbir yaşamları yoktur. Sürekli şunu düşünürler: "Şunu yapacağım ama toplum ne der? Garipser mi, yargılar mı?" Toplumun tüm lanetli taraflarına boyun eğmişlerdir. Uyumsuz olmamak için aşırı çaba sarf ederler — ki işin ironisi, uyum sağlamaları ve toplumu tatmin etmeleri imkânsızdır. Bu tür kişilere karşı Stirner'ın radikal biriciklik kılıcını çekmek gerektiğini hissediyorum.
Güç İstenci kitabı, Biricik ve Mülkiyeti 'in gelişmiş versiyonu gibi dursa da nietzsche'nin üstün yaratıcılık ve nihilizmi aşan noktalarda Stirner'dan ayrışır.
Reklam
Max Stirner
Beni kısıtlayan, dışımdaki bir güç değildir. Henüz yeterli olmayan kendi gücümdür, kendi güçsüzlüğümdür.
Efendi, kölenin yarattığı bir şeydir. Biricik ve Mülkiyeti / Max Stirner
NURETTİN TOPÇU'NUN "AKSİYON" ANLAYIŞI...
(...)Temelinde “sonlu olanın sonsuz olana duyduğu iştiyâk” ve “kendini aşma irâdesi” yer alan Maurice Blondel’in felsefesini, Fransa'daki eğitimi sırasında doğrudan inceleyen ve ondan derinden etkilenen Nurettin Topçu, bu kavramı Türkçeye "hareket" olarak tercüme etmiş ve “İsyan Ahlakı” tezinin merkezine oturtmuştur. Nurettin Topçu, Blondel'den devraldığı mirâsla, aksiyonu insanın iç dünyasındaki sonsuzluk arzusunun yeryüzündeki sonlu çırpınışı olarak okur. Onun için aksiyon, insanın kendi nefsine, maddeye ve mekanik düzene karşı gösterdiği ahlâkî bir isyândır. Ancak Blondel'in felsefesi, özü itibarıyla Katolik inancının modern dünyaya karşı geliştirdiği felsefî bir savunmadır. Bu inançta, dünyevi yozlaşmaya karşı çile çekerek arınmak ve irâde yoluyla Allah’a ulaşmak esastır. Topçu ise kavramı Türkçeleştirmekle birlikte, onun Katolik mistisizminden ilhâm alan mahiyetine dokunmaz. Topçu'nun aksiyonu, merhamet ve ıstırap üzerine kuruludur. İnsan acı çektikçe, dünyanın kötülükleri karşısında kanadıkça derinleşir ve Allah'a yaklaşır. Topçu, ahlâkın temelini eyleme (hareket) ve sorumluluğa dayandırır. Gerçek ahlâk, insanın ilâhî irâdeye iştirak etmesi ve kendini uysallaştıran her türlü esarete karşı "isyân" etmesiyle başlar. Bu ahlâkî hareketin ilk ve en temel şartı hürriyettir. Gerçek hürriyet ise irâdenin dış etkenleri bertaraf edip kendi eylemini bizzat kendi şuuruyla belirlemesidir. Bu anlamda insan ancak hareket ettikten ve bu kararlılığı gösterdikten sonra yeniden doğarak hürriyetin gerçek anlamına ulaşır. İnsanın isyân edebilmesi ve bu hürriyeti tadabilmesi için öncelikle neye karşı esir olduğunu bilmesi ve bu esaret zincirlerini kırması gerekir. Hürriyetin karşısındaki en büyük engeller, insanın bizzat kendi yarattığı veya boyun eğdiği esaret biçimleridir.
Nurettin Topçu
Capriccio Alum
gülünç bir ölümle öldü deniyor max stirner için çünkü mahvına sebeb nihayet bir sinektir ama fanya kaplan nasıl öldü diye sorarsak sanırım işimiz fazlasıyla ciddileşir. bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için. ölümle şaka olmaz diyenler kıyasıya yanıldılar bu çağda taksitle alum diye bir roman yazıldı artık önce öl/sonra öde denelmek suretiyle aşılıp geçildi bu roman da. doların dalgalanmasına bırakıldı bu çağda alum geceleri şehrin varoşlarında ikamete mecbur edildi gündüzün kimlik soruldu ona sağcı mı solcu mu olduğu sorusuna cevap verdi seken bir kurşun kadar kurşuni bir kış denizi kadar bile taraf tutmayan ölüm İsmet Özel
Şiir
Reklam
Reklam