Bu kitabı her şeyin üst üste geldiği bir zaman diliminde tesadüf eseri kütüphaneme saniyelik bir bakışla elime aldım. Bir şey cidden çekmişti bilmiyorum nasıl anlatılır? Şu an bu yazıyı yazıyor gibi bir tesadüf eseri işte oldu her şey!
İle, Oruç Aruoba'nın okuduğum ilk kitabı. Anlatımına aşina olmadığım için biraz zorlandım ama okudukça alıştım. Felsefi mektuplar diyebiliriz buna. Daha önce beraber olduğu insana mektuplar yazarak, geçmişte yaşananları yine bu mektuplar aracılığıyla hatırlatarak bir ilişkinin başlayıp nasıl sürdüğünü, ilişkinin doğasını, nasıl çözülüp bittigini anlatıyor Oruç Aruoba. Kitap bu defterden ve diğer devam defterinin birleştirilmesinden oluşan üç bölümlük bir eser.
İlk bölüm, "Önce" isimli, sevgiliden önce yazılan yazılardan oluşan bölüm.
İkinci bölüm asıl bölüm olan “İlişki Defteri.” Bu bölümde ilişkilere dair ne ararsanız içerisinde bulabilirsiniz.
Üçüncü ve son bölüm ise, "Sonra" isimli sevgiliden ayrıldıktan sonra yazılan yazılardan oluşan bölüm.
Kitaptan bağımsız olarak söylemeliyim iki insan arasındaki ilişki kişilere özeldir ve herkesin öncelikleri farklıdır. Kimi insan sığınacak bir liman, kimisi çocuklu mutlu bir aile, kimisi ekonomik güç, hatta kimisi sosyal medyada yayınlayacak doküman sağlamak için ilişki kurar. Kimisi mutlu olur, kimisi perişan. Bu da bize gösteriyorki tek ve doğru bir ilişki türü söz konusu değil, herkesin mutluluk ölçütü başka başka.
Kitabın konusu her ne kadar Oruç Aruoba'nın sevgilisi ile ilgili yazdığı 'mektup'larmış gibi görünse de yazar, yaşamış olduğu ilişkiden yola çıkarak tüm ilişkilere yönelik etkileyici ve yerinde tespitler yapıyor. Bunu yaparken şairane bir üslup kullanarak her sayfasında sizi düşünmeye sevk ediyor. Zaten yazarın bir filozof olduğunu da göz önünde bulundurursak, filozof bir
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku hem yazarın ilk kitabı hem de benim yazarın okuduğum ilk kitabı. Algör ilk kitabı ile kendine has bir kitle edinmeyi başardı edebiyat camiasında hatta öyle ki 2014 yılında yönetmen Çiğdem Vitrinel tarafından filme dahi uyarlandı.
Fakat Müzeyyen ben şimdi sizi nasıl anlatayım?
Toplumsal yapıya, kadın erkek ilişkilerine, hatta genel olarak Türk kadınının yapısına dair güzel tespitler, tanımlamalar, göndermeler, iç döküşler var kitapta.
Kendine yarattığı dünyasının içinde yaşayan, aslında gerçek hayat ile uzaktan yakından ilgisi olmayan Arif, kadın erkek ilişkileri üzerine kafa yorduğu bir zamanda Müzeyyen ile karşılaşır. Tanıdığı kadınların hiçbirine benzemeyen gizemli güzelin dünyasına girdikçe kadınlarla ilgili aklındaki soruların cevabını bulacaktır.
‘Müzeyyen mi değişti sen mi değiştin’ diye sormalı kahramana. Müzeyyen’in de senin de özgürlüğe esir olmuş ruhlarınız vardı. Belki de bu yüzden çekip gitmelere başladınız ikiniz de.