"İnsan sürekli hayatını daha anlamlı kılmaya çalışır. Bir insan kendi isteyerek fedakarlık yapmışsa, hayatını daha anlamlı kılmak için yapmıştır. İnsanın gerçek kimliğini, hayatını nasıl anlamlı kıldığına bakarak, keşfedebilirsiniz. Bazı insanlar dünya beni görsün diye, bazı insanlar ise dünyayı görmek için dağlara çıkar."
Sizce herkes göründüğü gibi midir? Tanıdıktan sonra sonra ona dair düşüncelerinizi değiştiren kaç insan var? Önyargılarınız yüzünden tanışmadığınız kaç insan var? Peşin hükmünüz yüzünden kaçırdığınız neler var? Peki, önyargısız olsak kaybedeceğimiz ne var? Gurur mutluluğunuza, önyargı ise aşık olmanıza engel olabilir. Fakat gururlu olmak bir duruştur. Aşk ise gurura yenik zavallı bir duygu.
Kitap farklı yayınevlerince farklı isimler ile çevrilmiş ama doğru çevirisi "Gurur ve Önyargı". Zaten kitabın konusu düşünülünce bu başlığın kitaba daha uygun olduğu görülebilir: Önyargılı bir kız ve gurur abidesi bir erkeğin aşkı.
Konusu itibariyle beş kız kardeş, biraz kendi halinde bir baba ve kızlarını evlendirmekten başka bir derdi olmayan annelerinden oluşan bir aile ve annelerinin kızlarını evlendirme konusundaki girişimleri çerçevesinde şekillenen olayları anlatıyor diyebilirim. Okurken kendinizi bir pembe dizi izliyormuşsunuz gibi hissedebilirsiniz. Klasik bir aşk kitabı izlenimi vermesinin yanında dönemin İngilteresi, toplumsal sınıf farklılıkları, o döneme ait kadın erkek ilişkileri ve yaşam tarzı konusunda yazar bize toplumun resmini çiziyor. Kadınların geleceklerini, mutluluklarını sadece bir evliliğe bağlamaları, tüm amaçları balo ve eğlencelere katılarak buralarda zengin bir koca bulma çabaları, kadınlara biçilen bu rol açıkçası beni rahatsız etti. Tüm klasikler yazıldıkları dönemin ve o toplumun tablosu gibidir o yüzden hepsi kıymetlidir ve okunması gerekir fakat bu eser bana çok fazla hitap etmedi diyebilirim. Daha çok konusu aşk olan kitapları okumayı sevenler için güzel bir seçenek olabileceğini düşünüyorum.
Gurur ve ÖnyargıJane Austen · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202598bin okunma
"Sistemi doğru kurmak gerekir..." diyor İlber Ortaylı. Bu sistem bir eğitim, bir proje, bir seyahat ya da bir yaşam amacı olabilir.
Öncelikle bu kitap kişisel gelişim kitabı değildir; tam olarak kişisel ve toplumsal değişim kitabıdır.
Kitapta aslında hepimizin bildiği yapılması gerekenler yazılı. Bu yapılması gerekenler soru cevap şeklinde ilerliyor. Bu kitapta Ortaylı kendine has diliyle tavsiyeler vermiş ama okurken çok şey düşündürüyor insana. Mesela onun anılarından yola çıkarak ne Ankara ne de İstanbul onun zamanı gibi değil. Hatta birçok şey farklı. Eğitim sisteminden tutun da ekonomik duruma kadar. Kitapta tavsiye edilen şeyleri yapabilmek günümüzde birçok genç için zor ve hayal niteliğinde.
Kitapta 10 yaşına kadar ne öğrenirsek iyi, 25 yaşından sonrası yeni bir şeyler hayli zor. Ama hayat yeni başlangıçlar için yaş tanımaz. Bunu görüp duyuyoruz. Bu fikrine katılmıyorum.
Kitap söyleşi tarzında ilerlemiş ve genel olarak aynı konuların üzerinde durmuş.