Dağlara karlar yağdı, sen gittin; aradan uzun zamanlar geçti. Yapraklar soldu, ağaçlar kurudu, çiçekler açtı, yağmurlar yağdı ama sen yine de gelmedin. Geleceğin umuduyla hep bekledim. Birlikte ne çok hayal kurmuştuk, sen güzel sesinle stran söyleyip konservatuar okuyacaktın. Ben de bir enstrümanla sana eşlik edecektim. Sesin dağlarda yankılanıp umudumuz olacaktın, abla. Şimdi ne sen kurduğun hayalleri yaşadın ne de ben yaşanmaya değer bulduğum hayallerimi. İçimde dipsiz bir boşluğun derinliğiyle hayata tutunmaya çalışıyorum. Geçmişe gidip şarkı söylediğin zamanlara gitmek isterdim. O zamanlar bana gelecek hakkında umut vaat ediyordun. Operada iyi bir yere geleceğine inanıyordum, sen de benim topluma yön vereceğime inanıyordun fakat en sonunda ikimiz de yanıldık. Hayatın acımasız çarkları arasında savrulan kuru bir yaprağa dönüştük...