VARLIK: Doğrudan, mektup, mektuplaşma üzerine kitaplarınız var. Yazınsal hayatınızda nereye kadar eşlik etti mektup? Bilge Bey'den önce de mektuplaştığınız yazarlar, entelektüeller kimlerdi? Bu kitapla birlikte, Bilge Karasu'nun mektupları da okurla buluşmuş olacak. Okurla buluşmayı bekleyen başka mektup dosyaları var mı?
BATUR: Karasu'dan önce İlhan Berk'in, Ece Ayhan'ın bana yazdığı mektupları kitaplaştırdığımı biliyorsunuz. Bunlar buzdağının görünen kısmı! 800'ü aşkın yazar-sanatçı-düşünce insanı mektubunu Bursa Nilüfer Kütüphanesi'ne teslim ettim birkaç yıl önce, orada araştırmacılara açık biçimde korunuyorlar. Ama bir mektup seçkisini “Gönderilen: EB” olarak kitaplaştırılacak bir biçimde ayırdım: Abidin Dino'dan Mustafa Irgat'a, Leyla Erbil'den Edip Cansever'e, İlhan Usmanbaş'tan Metin And'a pek değerli parçalar. İkinci bir seçki dosyasında ise “yabancıların mektuplarını topladım: Lévi-Strauss'dan Manguel'e, Ashbery' den Bonnefoy'ya örnekler. Belki de son “postaneyim ben!
Almanya'daki kamuoyu savaşın, özellikle de zaferle sonuçlanmış bir savaşın kötü ve tehlikeli sonuçlarından söz etmeyi adeta yasaklanmış görünüyor: Öte yandan kamuoyundakinden daha önemli bir görüş tanımayan ve bu yüzden savaşı övmek ve savaşın törellik, kültür ve sanat üzerindeki etkilerinin yarattığı fenomenleri sevinçle araştırmak için birbirleriyle yarışırcasına çalışan yazarlara, bir o kadar canı gönülden kulak veriliyor.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yazılış Tarihi: 1883-1885 yılları arasında dört bölüm halinde yazılmıştır.
Tür: Felsefi roman / şiirsel düzyazı. Klasik felsefe kitaplarından farklı olarak, sistematik argümanlar yerine aforizmalar, benzetmeler, şarkılar ve vaazlar şeklinde ilerler.
Ana Karakter: İranlı peygamber Zerdüşt (Zarathustra). Nietzsche, tarihi Zerdüşt'ü kendi felsefesinin sözcüsü olarak kullanır.
Kitap, Zerdüşt'ün insanlara öğretiler vermek için dağlardan inip şehirlere gitmesini anlatır.
En önemli kavramlar şunlardır:
Übermensch (Üstinsan / Superman): İnsanın kendini aşması, geleneksel ahlakı reddedip yeni değerler yaratması gerektiği fikri. “İnsan, aşılması gereken bir şeydir.”
Tanrı'nın Ölümü (Gott ist tot): Modern dünyada geleneksel din ve ahlakın çöktüğünü ilan eder.
Ebedi Dönüş (Ewige Wiederkunft): Hayatının her anının sonsuza dek tekrar edeceği düşüncesi. Bu, en ağır felsefi sınavlardan biridir; bunu kabul edebilen kişi gerçekten güçlüdür.
Güç İstenci (Wille zur Macht): Nietzsche felsefesinin temel kavramlarından biri burada da belirgindir.
Değerlerin Yeniden Değerlendirilmesi: Köle ahlakı (Hristiyanlık gibi) yerine efendi ahlakını savunma.
Kitap, özellikle 1. ve 2. kısımlarda oldukça coşkulu ve şiirsel bir üsluba sahiptir. 3. ve 4. kısımlar ise daha karanlık ve ironik bir tona bürünür.
Önemi ve Etkisi
yüzyıl felsefesini, edebiyatını, psikolojisini ve sanatını derinlemesine etkilemiştir.
Varoluşçuluk, postmodernizm, nihilizm tartışmalarında merkezi bir metindir.
Richard Strauss'un aynı adlı senfonik şiiri (1896) eserden esinlenmiştir ve çok ünlüdür.
Kitap oldukça zor ve yoğun bir metindir. İlk kez okuyacaksanız şu noktalara dikkat edin
Acele etmeyin, şiir gibi okuyun.
Her cümleyi anlamaya çalışmayın; genel ruhu yakalamak daha önemlidir.
Nietzsche'nin diğer eserleriyle (özellikle
Böyle Söyledi ZerdüştFriedrich Nietzsche · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202447,7bin okunma
Bu kitap Amin Maalouf'un 2012 yılında Fransa'nın ve dünyanın 400 yıldır en köklü kültür kurumu olan Fransız Akademisi'ne katılış konuşmasından oluşmaktadır. 40 koltuktan oluşan bu kuruma seçilmek için ancak herhangi bir üyenin ölmesi gerekir. Yani aslında akademiye seçilen her üye ölene kadar yerini garantilemektedir. Ve adet gereği üye seçilen kişi yerini aldığı kişi hakkında onu tanıtan ve ardında bıraktığı izi anlatan bir konuşma yapar. Yeni üyeyi tanıtan konuşmayı da akademide yer alan bir diğer üye yapar. Amin Maalouf 101 yaşında ölen dünyaca ünlü antropolog Claude Levi Strauss'un yerine akademiye seçilmiştir.
Ercan Kesal Hekimlik Sanatları kitabında kendi yaşam öyküsünün hekimlik ile ilgili kısımlarını okurla paylaşmış. Tabii polymat kişiliği gereği hocaları ve örnek aldığı hekimler kadar Tarkovski, Kieslowski, Levi Strauss dan da hekimliğe hayata ve hastaya hastalığa dair anekdotlar ile kendi mesleğinin depntolojisini ve felsefesini kendi bakış açısından yansıtıyor. Her hekim okumalı, sağlığa ve sanata ilgi duyan insanlar okumalı, belki de herkes okumalı.
Gazete köşe yazılarından derlemeler içeren bu kitabı, adını ilginç bulduğum için aldım ve okudum. Bence kitap olarak basılmasına gerek yokmuş, kütüphanede yeri olmayacak bir kitap