azra

azra
@strawpand
Dünyayı değiştiremiyorsan, dünyanı değiştir.
KOÜ/Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi
Küçükkuyu
16 Eylül 1998
42 okur puanı
Ocak 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·120 syf.··
2022 1. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2022 00:00
Victoria döneminde Londra'da yaşayan bir bilim insanının zaman makinesi ile 802.701 yılına olan ziyaretini okuyoruz. Zaman gezgini olarak tanıdığımız baş karakter, gittiği gelecekte Elio adı verilen insanlarla karşılaşıyor. Bunlar cinsiyetin baskın özelliklerini kaybetmiş birbirinin aynısı olan minik tatlı ve tembel yaratıklar. Kendi aralarında kullandıkları basit bir dilleri var. Tüm gün yiyip içip yatmak dışında pek bir şey yapmıyor, geceleri hep bir arada uyuyorlar. Zaman gezgini orada geçirdiği sürede kitapta çok detay verilmeyen morlocklarla karşılaşıyor. Bunlar ise yeraltında karanlıkta yaşayan makineleşmiş korkunç bir noktaya evrilmiş diğer insanlar. İki tür birbirinden ayrı yaşıyor, tamamen farklı özelliklere sahip. Çoğu klasikte olduğu gibi yazar toplumsal adaletsizliği çok güzel bir şekilde yansıtmış. Aslında bu kadar gelecek bir zamana gidildiğinde açıkçası çok daha üst düzey gelişmiş bir insan türü bekliyorken, aksine basitleşmiş, tekdüze yaşam süren, bir çok yoğun duyguya sahip olmayan tasasız bir manzarayla karşılaşınca çok mantıklı geldi. Yazar bir yerde cinsiyetlerin bile çağın baskılayıcı zorunluluklarından dolayı ayrıştığını vurgulamış. Bu yüzden de gelecekteki insanlar cinsiyetlere yüklenen rollerden uzak aynı görünümlü ve cinsiyetsizler. İlk sayfalar biraz odaklanmakta zorluk çekilen bir kitaptı, direkt konuya girmesi ve bilimsel bazı terimler içermesi sebebiyle ama yazar bunu uzun tutmamış ve kısa bir süre sonra ana konuya geçmiş. Geri kalan sayfaları okuması oldukça keyifliydi ve kitap bitene kadar elimden bırakmadım. En kısa zamanda aynı yazarın Moerau Adası kitabını da okumayı düşünüyorum
Edebiyat
Zaman MakinesiH. G. Wells · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202437,2bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·626 syf.··
2021 7. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2021 21:38
Ben bir kuş değilim ve hiçbir ağ beni kapana kıstıramaz: Ben kendi bağımsız iradesine sahip, özgür bir bireyim! Victoria Dönemi İngiltere'sinde geçen, tutuculuğun kol gezdiği bir zamanda sınıf ayrımını, toplumdaki dini baskıyı ve büyük bir aşkı anlatan muazzam bir roman. Kimilerine göre kadın haklarına karşı ilk savunmaları içeren kitaplardan. Zira kitapta bolca kadının toplumdaki yeri eleştirilmekte. Kadının pasif, sadece ev işleri yapan, dünyası dört duvar arasından ibaret olan yaşamına karşı çıkış var. Ana karakter de hem bunlara, hem de sevdiği adama karşı kendinden ödün vermeden güçlü bir şekilde ayakta duran bir kadın. Küçük yaşta yetim kalan Jane Eyre'nin yengesinin yanında kaldığı zamanlarda çektiği işkencelerle başlayan kitap sonrasında yatılı bir okula verilmesi oradan da mürebbiye olarak ayrılıp Mr. Rocherster'ın konağında işe başlamasıyla devam ediyor. Evin beyiyle olan naif aşklarını açıkçası gülümsemeden okumam pek mümkün olmadı. Jane'in her zaman kendini bilen, kararlı, gitmesi gerektiği yerde gitmesini bilen tutumları hayranlık uyandırıcıydı. Özellikle dönemin koşulları da göz önüne alınarak okununca bence haklar açısından çok kıymetli bir eser. Yalın bir aşk romanının çok ötesinde. Bronte kardeşlerin döneminde kadınların ciddiye alınmamasından dolayı erkek ismi ile yayınladıkları bir şiir kitapları da var. Benim oldukça ilgimi çeken bu kardeşlerin hepsinin kaleminin birbirinden iyi olduğuna eminim. Bundan sonra okuyacağım kitap kesinlikle uğultulu tepeler olacak. Arka arkaya okumak mükemmel bir keyif verecektir eminim ki.
Edebiyat
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,2bin okunma
Esen miktarda spoiler içerir!
9/10
·88 syf.··
2021 6. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2021 00:13
Sebepsiz yere kaçmaz insan.... Tatil için otele giden genç ve kadın avcısı bir baronun, kadına yaklaşmak için oğlunu acımasızca kullanışını, minik Edgar'ın kalbinin sırlarla ilk yıkılışını okuyoruz. Sevgi ve ilgiden yoksun olan Edgar umursanmaya, konuşulmaya hatta farkedilmeye öylesine aç ki; kendini kullanan bu duygusuz adama koşulsuz inanıyor, onu kalbinde bambaşka bir yere koyuyor. Günden güne annesinin ve baronun onu dışlayışı ve beraberce ondan sakladıkları sırları gözlerinin önünde büyürken, aslında kendisinden saklananların farkında ama çocuk aklıyla anlamlandıramıyor. Kendi kafasında annesinin kaçamaklarını, babasının da evdeki hizmetçiyle olan gizli sırlarına benzetiyor ve bunu neden yaptıklarını anlamaya bu sırrı çözmeye çalışıyor. Okurken annenin yaptıklarına sinir olurken üstüne bir de Edgar'ın o naif üzüntülerini okudukça diğer iki karaktere kininiz iyice artıyor. "Ben ne kötülük yaptım ki onlara benden kaçıyorlar, bana yalan söylüyorlar " diye hala daha kendine hata arayışı çocukların kalbinin masumluğunu öyle güzel yansıtmış ki. Ama hayatın gerçekleri insanların acımasızlığı öyle büyük ki sırf annesi istedi diye, onunla sırrını paylaştığını düşünüp ve bundan mutlu olup sırrına ortak olabiliyor. Çocuk psikolojisine dair cidden önemli çıkarımları olan ve yine diğer kitapları gibi efsanevi yazılmış bir zweig eseri daha...
Yakıcı SırStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202551,4bin okunma
Bu sarhoşluktan daha fazla bir şey... Bu delilik, bir tür insan kudurması....
10/10
·64 syf.··
2021 2. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2021 20:30
Zweig insanı öyle bir kendine bağlıyor ki, sıra sıra tüm kitaplarını okumaktan kendinizi alamıyorsunuz. Durduramıyorsunuz. Tıpkı bir amok koşucusu gibi.. Amok kavramıyla ilk kez bu kitapta karşılaştım. Biraz üzerine araştırdım haliyle, okumak daha uzun sürdü. Orta Asya, özellikle Malezya merkezli bir psikolojik rahatsızlık. Malezya'da halk dilinde "öldürücü çılgınlık" anlamına gelen "Mengamok", ve dünyada da bilinen adı "running amok" olan bu hastalık şuur kaybı, salgırganlık gibi ve hatta ölüme neden olan ciddi boyutlara ulaşmakta. Kitapta ise bu hastalık, kendisinden yardım isteyen bir kadını geri çeviren doktorun sonrasında duyduğu pişmanlıkla saplantı içine düşüşüyle karşımıza çıkıyor. Zweig insan psikolojisini her zaman cok iyi yansıtan bir yazar olmuştur, bu kitapta da beklentiyi yine fazlasıyla karşıladı. Sonu yine alışık olduğumuz tarzda, son sayfayla altın vuruşu yapıyor.
Amok KoşucusuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021134,8bin okunma
Geri dön! Henüz özgürsün! Mecbur değilsin!
10/10
·50 syf.··
2021 1. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2021 20:21
Sadece 50 sayfalık bir öykü yazmamış Zweig. Yaşamının 50 yılını sığdırmış kitabına. Sevgiyi, yalnızlığı, çaresizliği, korkuyu, mecburiyeti... Çok kitabını okudum; her kitabında belirli temaların, duyguların çok güzel analizini yapar; yüreğinize dokunur. Aynı zamanda da kendinden fazlaca şey katar yazdıklarına. Zweig' in savaş psikolojisini aynı Satranç kitabındaki gibi çok net hissettiriyor satırlarında. Mecburiyet ve insaniyet arasında sıkışıp kalmışlık anca bu kadar güzel anlatılabilirdi zaten. İradenin nasıl kontrol altına alındığı, özgürlüğün nasıl kelepçelendiği, benliğin nasıl yavaşça kaybedilmeye başlandığı üzerine müthiş bir öyküydü.
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175,1bin okunma