Iskaladık hayatı
Puan vermedi·84 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 01:00
Onur Özkoparan Onur Özkoparan’ ın, “Her şeyi bırakıp gitmek istiyorum,” isimli romanı Macit karakteri, ailesi ve mahalle arkadaşları üzerinden tutunamayan bir karakterin yaşamını mercek altına alıyor. Romanı okurken sık sık Hamlet’in o meşhur cümlesini işittim: “Ekonomi, Horatio, Ekonomi!” (Macit’in babası da ölü Danimarka kralı kadar tekinsiz.) Eser, Karnavalesk yapısı ve güvenilmez anlatıcısıyla renkli bir okuma deneyimi sunuyor. Macit’in çelişkili doğası ve kirli dili, sokaklarımızın zenginliğini ve yazarın gözlem gücünü ortaya koyuyor. Bu kadar kalabalık bir hikâyede isimleri akılda tutarken zorlansam da karakterlerin sıkışmışlıkları ve benzer dertleri buna takılmamı engelledi. Okurun yaşadığı kafa karışıklığının yazarın bilinçli seçimi olduğunu düşünüyorum. “Hayatım boyunca gerçekle rüyayı ayırt etmekte zorlandım” diyen Macit mi yoksa yazar mı diye düşündüm. Başıma sık gelen bir şey bu, rüyadan uyandığımda fiziksel bedenime alışmam uzun sürüyor. Rüyanın gerçekliği o kadar yoğun ki dünyanın varlığından ciddi anlamda şüpheye düşüyorum. Macit’in babası ve Hakkı Amca karakterleri aynı kişi mi olabilir mi karışıklığına düştüm mesela. Rüyada her şey mümkün çünkü. Sonra bu yaşlı adamların aslında toplumun ebeveyn temsilleri olduğuna karar verdim. Ve onları sembolik anlamda öldürmeden büyümek mümkün değil… Anne figürü üzerinden gösterilen evliliğe bağlı çaresizlik, her kadını toplumun beklentilerini sorgulamaya davet ediyor. Macit’in kadına bakışı hüzünlü. Sanata yaklaştığı, dikey hayata geçebildiği yer aslında ona şaşırarak baktığım yer. Konuşurken kirli bir dil kullanıyor ama öyle şiirler yazıyor ki “Ne çok küfretti” dediğim karaktere başka gözle bakmaya başlıyorum. Güvenilmez bir karaktere güvenme arzusu doluyor içime. “Leş gibi yalnızlık kokuyordum” kitabın en sevdiğim
Edebiyat & Roman
Her Şeyi Bırakıp Gitmeyi DüşünüyorumOnur Özkoparan · Mahal Edebiyat · 202514 okunma
Okunmasını tavsiye ederim
7/10
·192 syf.··
2026 2. kitabı
Kitap anlattığı konu yönüyle oldukça ilgi çekici ve merak uyandırıcı. Osmanlı Devletinin kuruluş dönemine dair fikir edinmek açısından çok faydalı buldum. Roman, hikayesi bakımından da sürükleyici. Yazım şekli ise alışık olduğum bir tarzda değildi. Neredeyse her paragrafta mekan değişikliği yapılıyor ve özellikle kitabın başlarında okumayı çok zorlaştırıyor. Paragrafların kısalığı da göz önüne alınırsa her paragrafta böyle bir geçiş yapmak biraz abartılı geldi. Bir paragrafı okurken diğeri acaba hangi mekanda geçecek, kaçırmamalıyım diye strese girdiğim zamanlar bile oldu. Alışma sürecini atlatınca okuması çok zevk veren bir kitaptı fakat yine de bu yazım şeklini beğenmedim diyebilirim.
Tarihi Roman
Kosova'ya Düşen YıldırımNazim Yaşar · Benim Hocam Yayınları · 202525 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ruh Adam
Puan vermedi·240 syf.··
2025 35. kitabı
Nihal Atsız’ın Ruh Adam’ı, bir roman olmaktan çok daha fazlasıdır: bir vicdan tutanağı, bir iç hesaplaşma metni, bir kaderin mahkeme zabtıdır. Kitabı bitirdiğinizde elinizde kalan şey sıradan bir olay örgüsü değil; sanki bir adamın ruhundan çıkarılmış, kanla mühürlenmiş bir “hüküm” duygusudur. Çünkü bu eser, dış dünyaya dair bir hikâye anlatırken bile asıl olarak iç dünyanın yargılanmasını yazıya döker. Atsız, bu romanda bir insanı değil yalnızca; bir çağrıyı, bir soyu, bir kadim yükü, hatta bazen bir milletin “huy” dediğimiz sert mizaç çekirdeğini konuşturur. Selim Pusat bu bağlamda bir karakter değil, bir temsil merkezidir: hem modern hayatın içine sıkışmış bir subay, hem de iki bin yıl öncesinden sürüklenip gelen bir gölgenin devamıdır. Bu yüzden romanın duygusu tek bir zamana ait değildir; eserin dili, yer yer bugünün sokaklarına basar ama ruhu sürekli başka bir çağın tozunu taşır. 1. Romanın Asıl Konusu: Savaş değil, Yargı Ruh Adam’ın en belirgin gerilimi, dışarıdan bakınca “aşk” veya “trajedi” gibi görünür. Oysa romanın gerçek çekirdeği şudur: Yargı. Selim Pusat’ın hayatı bir mahkeme salonu gibi işler; fakat hâkimler dışarıda değildir. Asıl mahkeme insanın içinde kurulur. Bu roman, okura şunu fısıldar: İnsan bazen suçlu değildir ama gene de yargılanır. Bazen en ağır cezalar, kanun maddeleriyle değil, insanın kendi içindeki “olması gereken” ile “olmuş olan” arasındaki uçurumla verilir. Atsız’ın kurduğu atmosfer, Kafka’nın “Dava”sını hatırlatabilecek kadar soğuk ve kaçınılmazdır. Ancak burada fark şudur: Kafka’da birey sistemi anlamaz; Atsız’da birey sistemi bilir ama sistemin karşısında yenilir. Çünkü bu sistem yalnızca devletin veya toplumun düzeni değil; bir karakterin “töresi”, “onuru”, “kendi ölçüsü”dür. Ve bu ölçü, merhamet tanımaz. 2. Selim Pusat: İki
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma
To the world, they were a scandal. To each other, an obsession.
10/10
·672 syf.··
2025 69. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 06 Aralık 2025 02:33
Bu kitap insanı strese sokuyor arkadaşlar tatlı bir romance kitabı değil öncelikle bunu bilerek başlayın mentaliteniz sağlam olsun. Ben bu kitaba ilk başladığımda sadece figure skating ile ilgili olduğunu biliyordum, ki küçüklüğümden beri bu spora aşığımdır, başka da bir fikrim yoktu. Başlayınca Daisy Jones gibi bir tarzda olduğunu görünce sevindim. Daisy Jones and the Six benim o tarzda okuduğum ilk kitaptı yaratıcı bulmuştum keyif alarak da okumuştum ama benden 5 yıldız alamamıştı. Kitaptaki eksiklikleri benim için dizisi doldurmuş dizisini daha çok sevmiştim. Bu kitap da Daisy Jones and the Six gibi sanki kitap okumuyorsunuz bir belgesel izliyorsunuz ama bu belgesel minnoş bir bbc belgeseli değil de bir netflix belgeseli gibi arkadan hep bir gerilim müziği veriliyor. Röportajlar var ama arada esas kızımızın ağzından olayların arka yüzünü öğreniyoruz daha fazla. Her bölüm sonunu çoğunlukla ‘yine noldu yaaa’ diyerek kapadım. Merak ettirdiği için elden bırakmak da zor sürükleyici, vaktim olsa bırakmayacağım da. Kitap bölümlerinin uzunluğuyla pek ilgilenmem ama bu olayların yoğunluğunda bölümlerin kısa olması çok iyi geldi. Her bölümün son cümlelerinde çarpıcı bir şey olduğundan gözüm de aradakileri atlayıp sona kaydığından elimi kapatarak okuduğum zamanlar fazlaca. Kitapta kan ter gözyaşı ihanet hırs rekabet sinsilik her şey var. Belki tetikleyici unsurlar olduğu da söylenebilir kimi yer için. Benim gözümde spice free denilebilir. Asla huzur bulamıyorsunuz kitabın yarısında yazarımız bir huzur kırıntısı koklatıyor ve çekiyor. Bir drama bitiyor diğeri başlıyor. Arada nefes almak için kitabı kapatıp figure skating videoları falan izledim. Bu arada artistik patinaja dair bir şey bilmiyorsanız izlemenizi tavsiye ederim okurken kafada film çekenler ve elementleri anlamak
The FavoritesLayne Fargo · Random House · 20255 okunma
8/10
·368 syf.··
2025 41. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 17 Eylül 2025 19:35
Selamlar. Öncelikle bu seriyi dark romance olarak değil de biraz daha psikolojik gerilim kapsamında değerlendirdiğimi söylemek istiyorum. Bence zaten aklı selim biri romantik bir kitap okuma niyetiyle bu seriyi okumamalı. Dark romance kavramı böyle bir şey değil. Yazarın hakkını vermeliyim, bütün kitabı tedirginlik içinde okudum. Bir önceki kitabın sonunda Elder, Pim’e tecavüz ettikten sonra bu kitapta beni nelerin beklediği konusunda çok gergindim. Açıkçası hikayeden beklentim inanılmaz düşüktü ve sanırım biraz da bu yüzden bu kitabı büyük oranda beğendim. Kitabın başında Pim’in yaşananları sorgulamasını sevdim. Elder’ın yaptığı şeyi güzellemeyip yaşadığı şeyin farkında olması güzeldi. Yeri geldiğinde bunu Elder’ın yüzüne vurduğu sahne tatmin ediciydi. Elder’ı haklı çıkarmak için kendini suçladığı birkaç cümlede ufaktan bir duvarları kemirdim ama yine de farkında olup bu durumu normalize etmemesi mantıklıydı. Yazarın durumu bu şekilde ele alması kabul edilebilirdi benim için. Bu kitapta Elder’ın geçmişine dair birçok şey öğreniyoruz. Ailesi ile ilişkileri, takıntıları, tutkuları vs. Bir önceki kitapta da Elder’ın ne kadar takıntılı bir adam olduğunu okumuştuk zaten ancak bu kitapta yazar bu takıntı halini OKB ile açıklamış. OKB’nin bu kadar şeytanlaştırılması ve çözümsüz bir mental hastalık olarak nitelendirilmesini yanlış buldum. Yani bence yazarın temellendirmesi kusurlu. Kitapta Pim’in Elder’ın OKB’sini tetiklediği ve Elder’ın da bu durumu kontrol altında tutabilmek için daha çok ot içtiği söyleniyor ve ilaçlar şeytanlaştırılıyor. Bu noktada da ilaçların aşırı uyuşukluk yaptığı ve insanları yürüyen zombilere dönüştürdüğüne atıf yapıyor yazar. Benzer bir mental bir bozuklukla yaşayan ve bir dönem ilaç kullanmış biri olarak kendi adıma yazarın bu yaklaşımının
HundredsPepper Winters · Pukka Yayınları · 2025138 okunma
7/10
·176 syf.··
2025 12. kitabı
Behçet Yalın Özkara’yı ilk olarak sosyal medyadaki paylaşımlarıyla tanıdım. Kendine has tarzı, deneyleri ve içten üslubu sayesinde ilgimi çekmişti. Kitabı da bu beğenimin bir devamı olarak elime aldım. Kitabın üslubu oldukça samimi. Sanki yakın bir arkadaşınla oturmuş, hayat üzerine konuşuyormuşsun gibi. Bu sıcak tavır, verilen fikirleri daha kolay benimsetiyor. En çok dikkatimi çeken nokta ise başarısızlık temasına farklı bir açıdan yaklaşması oldu. Çoğu kişisel gelişim kitabı “çalış, çabala, mutlaka başarırsın” mottosunu öne çıkarırken, bu kitap bazen ne kadar çabalasan da başarısız olabileceğini hatırlatıyor. Başarısız olacağını düşünerek bir işe başlamak bana hâlâ hatalı bir fikir gibi gelse de, kitabın anlattıkları bana başka bir boyut açtı. Çünkü başarı kaygısı çoğu zaman insanı baskılayan, strese sokan bir duygu. Oysa başarısız olma ihtimalini kabul etmek, kaygıyı azaltıyor ve olumsuzluklarla karşılaştığında daha kolay başa çıkabilmeni sağlıyor. Kendi hayatıma dokunan noktaları da oldu. Fakat başarısızlık fikri bana tam anlamıyla yakın gelmese de, bu kitap bana farklı bir bakış açısı kazandırdı. Sonuç olarak “Kalk Çalış Başarısız Ol”, sıradan kişisel gelişim kitaplarının çok dışında duran, insana düşündüren ve samimi bir şekilde yazılmış bir eser. Özellikle başarıya dair farklı bir pencere aralamak isteyenlere tavsiye ederim.
Kalk Çalış Başarısız Ol!Behçet Yalın Özkara · Kronik Kitap · 20241,828 okunma