"Birgün bensizlik çalar kapını. Benli dünleri düşünür, avunursun. Sanma ki yalanlar içinde, ben gibi bir doğru bulursun." Nazım Hikmet
20 Mayıs 1806’da doğan John Stuart Mill, yalnızca düşünce tarihinin değil, insan özgürlüğünün de en güçlü savunucularından biriydi.Bugün hâlâ bize, her çağın kendi doğrularını sorgulaması gerektiğini hatırlatıyor. Saygıyla. John Stuart Mill
Edebiyat
Reklam
Adam olan düşünürlerin bir kısmını ekledim aşağıya
Bazı düşünürler sadece söz sallamış olmak için sallar mantığı da yok zaten.Çogu da yahudi bozması flndir eminim kadınlara karşı sözlerini buraya ekleyeceğim.Maalesef her türlü dinden varmış erkek her yerde erkek saçma aşağılık kompleksini kapatmak için birşeyleri küçük görmeli yoksa asla yücelemez.Ama adam olanlar böyle şeylere ihtiyaç duymaz. "Zihnin cinsiyeti yoktur." (L'esprit n'a pas de sexe)François Poullain de la Barre (1647–1723) "Bir cinsiyetin diğerine yasal olarak tabi kılınması, kendi içinde hatalıdır ve insanlığın gelişiminin önündeki en büyük engellerden biridir; yerini tam bir eşitliğe bırakmalıdır."John Stuart Mill Karl Marx ile birlikte Marksizm'in kurucusu olan Engels, "Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni" adlı eserinde kadının ezilmesini ekonomik ve tarihsel bir temele oturtmuştur. Fikri: Engels'e göre kadının ev kölesi haline gelmesi, tarihte özel mülkiyetin ortaya çıkması ve ataerkil aile yapısının kurulmasıyla başlamıştır. Erkek, biriken servetini kendi öz çocuklarına bırakabilmek için kadının cinselliğini ve özgürlüğünü denetim altına almıştır. Engels, tarihteki bu kırılmayı "kadın cinsinin dünya tarihsel yenilgisi" olarak tanımlar ve kadının özgürleşmesi için mutlaka ekonomik bağımsızlığını kazanması ve üretime katılması gerektiğini söyler.
8 Mayıs 1873’te yaşamını yitiren John Stuart Mill, düşünce özgürlüğünü yalnızca bir hak değil, insanlığın ilerleyebilmesi için vazgeçilmez bir zorunluluk olarak gördü.Kalabalıkların haklı görünmesi, tek bir insanın sesini susturmaya yetmezdi ona göre. Çünkü bazen hakikat, çoğunluğun değil; yalnız kalan bir vicdanın içinde saklıdır. Bugün, özgürlüğü düşüncenin en cesur biçimiyle savunan John Stuart Mill’i saygıyla anıyoruz. Saygıyla. John Stuart Mill
Edebiyat
İnsanların yaptığı hataların yarısının nedeni, bir şey artık kuşkulu değilse onun hakkında düşünmeyi bırakmalarıdır. Çağdaş yazarlardan biri, "karar verilmiş görüşün derin uykusu" derken çok doğru söylüyor. John Stuart Mill
Felsefe
Demokrasilerin payandalarından biri de ekseriyet (çoğunluk) fikridir. Pek eski devirlerdenberi buna da hücum edilmiştir... Pascal soruyordu: “Niçin ekseriyetin peşinde koşuluyor? Daha haklı olduğu için mi? Hayır! Daha kuvvetli olduğu için!" Tarihte bir tek haklı adama karşı milyonlarca ekseriyetin aldandığı sık sık görülür. Meşhur Montesquieu, "Sayının hakimiyeti, kralların Allah namına ileri sürdükleri hakimiyetten farksızdır." diyordu. Louis Blanck için de “halk bir sayıdan ibaret değildir". O Prondhon'a 1848'de rey veren 10 milyon Fransız'dan dörtte üçünün kara cahil olduğunu ortaya koymuştu. Stuart Mill, kendi kendini idareden âciz adamların başkaları üstünde iktidar sahibi olmalarını delilik telâkki ediyordu. Auguste Comte da, ekseriyete dayanan bir rejimde “zulmüm her yerde olduğunu-ve mesuliyetin hiç bir yerde olmadığını yazıyor ve diyordu ki: “Elime felsefenin kalemini aldığım günden, otuz senedenberi, müsavatın bir hile ve ekseriyet davasının en iğrenç bir yalan olduğunu ortaya koydum." Herbert Spencer ihtirasların kaynadığı ekseriyet oyunlarında çok defa deliliğin, akla galip geldiğini iddia ediyordu. Carlyle, demokrasinin kendi kendini tahrip ettiğine ve neticenin sıfıra sıfır elde var bir olduğuna kani idi. Mentalemhert demokrasinin ağır ağır, fakat mutlaka öldüren bir zehir olduğunu anlattı. Balzac da bu fikirdeydi ve Fransa'nın bu hakikati günün birinde pahalıya satın alarak öğreneceğini yazıyordu ve Gustave Flaubert'in gözünde demokrasi insan zekâsı için en büyük ayıptı. Peyami Safa (Peyami Sefa- Millet ve İnsan)
Reklam
Reklam