Öyleyse, terbiyeli davranmak ve öfkemizi hissetmemek ya da onu yüz kilometre yarıçapındaki her canlıyı yakıp yok etmek için kullanmak yerine, önce bir sandalye çekip, öfkeden yanımıza oturmasını istemek, onunla birlikte çay içmek, bu ziyaretçiyi neyin davet ettiğini bulabilmek için onunla biraz sohbet etmek daha iyidir. Öfke, başlangıçta öyküdeki kızgın koca gibi davranır. Konuşmak istemez, yemek istemez, sadece orada öylece oturup bakmak, sövüp saymak ya da yalnız kalmak ister. Bu hassas noktada şifacıyı, en bilge benliğimizi, egonun tedirginliğinin ve kızgınlığının ötesini görmek için en iyi kaynaklarımızı çağırırız. Şifacı her zaman uzağı görendir. Bize bu duygusal kabarmayı incelemenin ne gibi yararları olabileceğini söyleyebilendir.