Sude

Sude
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
elektrik elektronik mühendisliği öğrencisi
İstanbul
11 Temmuz
82 okur puanı
Mart 2019 tarihinde katıldı
Böylece, sonunda kendini ete büründüren İskelet Kadın bütün yaratma sürecini sahneler, ama Batılıların hayat ve ölüme dair düşünmeyi öğrendikleri gibi bir bebek olarak başlamak yerine , kadim kemikler olarak başlar işe ve hayatını buradan yola çıkarak ete büründürür. Adama yeni hayatı yaratmayı öğretir. Ona, yüreğin yolunun yaratmanın da yolu olduğunu gösterir. Ona, yaratmanın bir dizi doğum ve ölüm olduğunu gösterir. Korumacılığın hiçbir şey yaratmadığını, bencilliğin hiçbir şey yaratmadığını, yapışıp kalmanın ve feryat etmenin hiçbir etkisinin olmadığını gösterir. Ancak gitmesine izin vermek; yüreğini, büyük davulu, vahşi doğanın büyük aletini sunmak, ancak bunlar yaratır. Sevgi ilişkisi işte bu şekilde işlemek ister, bir taraf diğerini böyle dönüştürür. Her birinin gücü ve kuvveti çözülür, paylaşılır. Adam ona yürek davulunu verir. Kadın da ona tasavvur edilebilir en karmaşık ritim ve duyguların bilgisini verir. Birlikte ne avlayacaklarını kim bilebilir? Tek bildiğimiz şu ki , yaşamlarının sonuna dek besleneceklerdir.
Sayfa 185·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Demek ki, sevgi üretmek nefesle eti, tinle maddeyi birbirine katmaktır; biri diğerine uyar. Bu masalda fani ile ölümsüzün çiftleşmesi yaşanır. Bu süregidecek olan bir sevgi ilişkisinde de geçerlidir. Tanımlama, hatta karar verme yeteneğimizin çok az olduğu, ama derinden yaşadığımız ölümsüz bir ruh ruha bağlantı vardır burada.
Modern terimlerle avcının dönüşümü şuna benzer bir şekilde gerçekleşir: Önce bilinçsiz bir avcıdır. " Merhaba, sadece benim. Burada balık tutuyorum ve kafam işimle meşgul. " Sonra korkan ve kaçan avcı olur. " Ne? Beni mi istiyorsun? Ah, sanırım artık gitmem gerek. " Şimdiyse durumu yeniden değerlendirmekte ve duygularını çözmeye başlayıp onunla ilişki kurmanın bir yolunu bulmaktadır. " Ruhumun sana çekildiğini hissediyorum. Gerçekten kimsin sen, nasıl bir araya gelirsin? " Sonra da uyur. "Sana güveneceğim. Masumiyeti sergilemekten geri durmam. " Ve derin duygularının gözyaşı salınıp, kadını besler. " Uzun süre seni bekledim. " Yüreği onu bütün olarak yaratmak için ödünç verilir. " İşte, kalbimi al ve hayatımda kendine can verir. " Ve böylece, karşılığında avcı balıkçı da sevilir. Gerçekten sevmeyi öğrenen bir kişinin tipik dönüşümü budur.
Sayfa 183·Kitabı okudu
Gözyaşları yaratıcı gücü taşır. Mitlerde gözyaşı vermek yoğun bir yaratmaya ve yürekten bir yeniden birleşmeye zemin hazırlar. Şifalı bitkiler folklorunda, gözyaşları, öğeleri bağlayan, fikirleri bir araya getiren, ruhları birleştiren bir zamk olarak kullanılır. Peri masallarında gözyaşları fırlatıldığında hırsızları korkutup kaçırır ya da nehirlerin taşmasına neden olur. Ortaya saçıldıklarında tinleri çağırırlar. Vücuda döküldüklerinde yaraları iyileştirir ve yeniden görmeyi sağlarlar. Dokunduklarında gebeliğe neden olurlar. Kişi bunu Hayat/Ölüm/Hayat doğasıyla ilişkisine kadar götürmeye cesaret ettiğinde ağlanan gözyaşı, hem kendisi hem de öteki için iç içe geçmiş tutkunun ve merhametin gözyaşı olur. Özellikle erkekler için ve bazı " sert " kadın türleri için ağlanacak en haşin gözyaşıdır bu. Bu tutkunun ve merhametin gözyaşı, çoğu zaman tesadüfen hazinenin bulunmasından sonra, korkulu bir kovalamacadan sonra, çözüp açmadan sonra ağlanır; çünkü tükenmeye, savunmaların çözülmesine, kendiyle yüzleşmeye, kemiklere ayrılmaya, bilgiye ve rahatlamaya duyulan arzuya yol açan şey bunların bileşimidir. Bunlar bir ruhun gerçekten istediği şey için gözyaşı dökmesine ve her ikisinin hem kaybına, hem de sevgisine ağlamasına neden olur.
Sayfa 174·Kitabı okudu
Kimi zaman kişinin cesaretlenmesine hiçbir sözcük yardım edemez. Kimi zaman sadece atlamanız gerekir. Bir erkeğin hayatının bir noktasında sevginin onu alıp götürdüğü yere güveneceği, verimli, ama nehir yatağında tuzağa düşmekten daha çok korkacağı bir zaman olmalıdır. Bir hayat çok fazla kontrollü olduğu zaman, kontrol edilemeyecek kadar az hayatı kalır.
Sayfa 173·Kitabı okudu