Tehlike yakınken gerçek bir ihtiyatlılık vardır ve daha önce yaralanmış olmaktan kaynaklanan yersiz bir ihtiyatlılık söz konusudur. Bu ikincisi, hem kadın hem de erkeklerin, içtenlikten ve özenden hoşlanacaklarını hissetseler bile alıngan ve ilgisiz davranmalarına neden olur. " Aldatılmaktan " ya da " tuzağa düşmekten " korkan kişiler - ya da durmadan " özgür olma " isteklerini bağırıp çağırarak dile getirenler - altının parmaklarının arasından kayıp gitmesine izin verenlerdir.
Daha fazla hayat üretmek için bugüne daha çok hangi ölümü vermeliyim ? Neyin ölmesi gerektiğini biliyor , ama buna izin vermekte duraksıyor muyum ? Sevmem için bende ölmesi gereken nedir ? Hangi güzel olmayandan korkuyorum ? Güzel olmayanın gücü bugün benim ne işime yarar ? Bugün ölmesi gereken nedir ? Yaşaması gereken nedir ? Hangi hayatın doğmasından korkuyorum ? Şimdi değilse , ne zaman ?
Kimileri, sevgiliyle aralarındaki ilişikiden kaçıp uzaklaştıklarını düşünme yanılgısına düşerler. Kaçtıkları bu değildir. Sevgiden ya da ilişkinin baskılarından kaçıyor değillerdir aslında. Gizemli Hayat/ Ölüm / Hayat gücünden koşarak uzaklaşmaya çalışıyorlardır. Psikoloji buna " yakınlık korkusu , bağlanma korkusu " tanısı koyar. Ama bunlar sadece belirtilerdir. Daha derinlerdeki mesele yanlış bir inanıl ve güvensizlik meselesidir. Sonsuza kadar kaçanlar , vahşi ve bütünsel doğanın uyumlu , hakiki bir yaşam sürdürmekten korkanlardır.