"Taşına toprağına kurban olduğum İstanbul!" diye düşündü.
Alıntı
Hayat sahnesinde şimdi o artık kendi rolünü oynuyordu.
Reklam
Evet, Suat ölüyordu, her şey onu öldürüyor, evdeki hayatı, Süreyya'nın halleri, artık o kadar saadet umduğu aşkı gömmesi, her şey...
Edebiyat
Köşede epey uzakta bir sokak lâmbası vardı. İşte bu ışık saçlarına vurmuştu ve saçlarının üzerindeki toz halindeki ıslaklıkta binlerce minik yıldızcık yaratmıştı... Polisler onu bundan farketmişlerdi... Zaten ilk defa polise düşüşü de aynı şekilde olmuştu. Yine kaçıp saklanmıştı... Fakat saçlarının üstündeki yıldızcıklar onu ele vermişti... Onu ilk yakalıyan, şişman ve yaşlı bir komiserdi... O gece ona doğru çevirdiği elektrik ışığı saçlarına çarpıp böyle bin bir ışık yaratınca: "Burada bir fosforlu var... demişti. Kalk bakayım oradan Fosforlu!..." İşte o gün, bugün ismi Fosforlu Çevriye idi...
Alıntı
Günahın lezzetli vaadini bilen bir kadın yüzü..
Sayfa 27·Kitabı okuyor
Niçin böyle mahsunsunuz? -Sana bu kadar yakın ve senden bu kadar uzak olduğum için..
Reklam
Reklam