9/10
·272 syf.··
2026 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 11:04
Okuduğum ikinci Suat Derviş kitabı. Birincisi İki Kadın İki Aşk idi. Onu da çok beğenmiştim. Hatta Suat Derviş ile neden bu kadar geç tanıştım diye bayağı hayıflandım. Bu roman GERÇEKTEN olan şeylerin romanı. Okurken her bir sayfada her bir karakterde yurdumun acı hayatlarını tekrar tekrar içim parçalanarak okudum. Okudukça hâlâ bir şeylerin değişmemiş olması yine, yeniden üzdü. Dili, akıcılığı, hikayeler çok güzel. Dayanabiliyorsanız okuyun.
Edebiyat
Bu Roman Olan Şeylerin RomanıdırSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2021181 okunma
Bir Gönüle Aşk Girince
Puan vermedi·272 syf.·
2026 23. kitabı
Son zamanlarda okuduğum kitapların içinde aşkı görüyorum. Bu ay içerisinde okuduğum kitaplardan biri de Mesihpaşa İmamı adlı eserdi. Son derece inançlı, disiplinli, işlerine haram bulaştırmayan bir imamın gönlüne aşk düşünce neler oldu, neler... Okurken hem ufak ufak tebessüm etmiş hem de şaşırmıştım. Şimdi ise İstanbul Galata'sının en meşhur orospusu Fosforlu Cevriye'nin gönlüne aşk düşünce ne oldu? Bir türkü geçiyor aklımdan Sevcan Orhan’nın TRT kaydındaki performansı harikadır: Bir gönüle aşk girince, hey can Ateşte yanmışa benzer, hey can Bir de hasretlik olunca Aşk umut etmektir. Aşk dönüşüm demektir. Aşk için ölmek varken de aşkın için yaşamaktır. Aşk her şeydir... Nazım Hikmet Ran 'in 1920 yılında yazdığı Gölgesi adlı şiiri Suat Derviş'e yazdığı iddia edilir; hatta ona platonik bir aşk beslediği de söylenir. "Ağlasa da gizliyor gözlerinin yaşını; Bir kere eğemedim bu kadının başını." Suat Derviş ise sol görüşlü, feminist bir yazardır. Dikkat edin; o dönemde bu iki kelimenin yan yana gelmesi büyük bir cesarettir. Hele ki bir kadınsanız... Toplumcu gerçekçi eserler kaleme alan hemen hemen her yazar soruşturmalardan geçmiş, tutuklanmış, dışlanmış ve sürgünü andıran bir hayat yaşamıştır. Fosforlu Cevriye ilk bakışta bir aşk romanı gibi görünse de aslında bundan çok daha fazlasıdır. Roman, İstanbul'un arka sokaklarını, yoksulluğunu, dışlanmış insanlarını ve toplumun görmek istemediği yüzünü anlatır. Suat Derviş'in başarısı da burada ortaya çıkar. O, okuyucusunu sadece bir aşk hikayesine değil, aynı zamanda dönemin sosyal gerçeklerine de tanık eder. Fosforlu Cevriye, toplumun "düşmüş kadın" olarak damgaladığı bir karakterdir. Fakat roman ilerledikçe onun yalnızca bu sıfatla açıklanamayacağını görürüz. O, seven, özleyen, fedakarlık yapan, umut eden ve hayal kuran bir
Aşk
Fosforlu CevriyeSuat Derviş · İthaki Yayınları · 20212,640 okunma
Reklam
Okuduğum En iyi Polisiyelerden Biri
10/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 17:27
En son söyleyeceğim şeyi şimdiden söylüyorum, kitabı çok beğendim ve çok hoşuma gitti. Benim Suat Derviş ile yani asıl adı Hatice Saadet ile tanışma kitabım oldu Ankara Canavarı. Bu tanışmanın çok daha erken bir zamanda olmasını isterdim. Polisiye seven bir okur olarak okuduğum en iyi polisiye kitaplardan biriydi. Günümüzde polisiye alanında yerli olarak pek çok yazarın ismi geçerken Suat Derviş'in yani Hatice Saadet'in adını diğer yazarlar kadar duymamış olmak üzücü bir durum. Kitabın başından sonuna kadar çok keyifli bir anlatım dili var ve bol bol da sürprizler var. Hele ki Ankaralıysanız daha da fazla keyif alabilirsiniz. Sonuç olarak çok sevdiğim bir polisiye kitabı oldu hatta bir polisiye kitapta ne okumak istiyorsam onu okuyabildiğim çok başarılı bir eser olmuş diye düşünüyorum. Hatice hanım ile tanışmaktan dolayı çok mutluyum ve kitaplarını da okumaya kesinlikle devam edeceğim.
Edebiyat
Ankara CanavarıSuat Derviş · İthaki Yayınları · 202367 okunma
6/10
·272 syf.··
2025 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2025 00:00
lk bölümlerde sıradan bir sokak diliyle tanışıyoruz onunla… Hayatın en dip noktalarında, kimsenin görmediği bir köşede var olma mücadelesi veren bir kadın gibi. Ama sayfalar ilerledikçe anlıyoruz ki, Cevriye sıradan değil; o, karanlığın içinden parlayan bir ışık. Toplumun dışladığı bir bedenin içinde, bütün saflığıyla atan bir kalp var onda. Aşkı için verdiği mücadele, her şeye rağmen hayatta kalma çabası… Bir insanın değerinin, toplumun ona biçtiği etiketlerden ibaret olmadığını yüzümüze çarpıyor. Son sayfayı kapattığınızda, çöküntüyle birlikte şu düşünce de çöküyor üstünüze: Bazen en çok parlayanlar, en karanlık sokaklardan geçer.
Fosforlu CevriyeSuat Derviş · İthaki Yayınları · 20212,640 okunma
5/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 22:42
Normalde yeni çıkan her Osman Balcıgil kitabını keyifle okurum ama bu kitap beni içine çekmedi. Nahit Hanım gibi, Afife Gibi, Suat Derviş gibi hissettirmedi. Sadece Cumhuriyetin ilk yıllardında arka planda yapılan çalışmaların etkisini anlatmakla kaldı. Roman hissini yaşayamadım. Ana karakterlerin aşk hayatının içine daldığı kitapları her zaman daha çok sevdim. Ayrıca çok fazla yazım hatası var. Mesela son sayfalarda Zeki Beyin cenazesine giden Saffet ve Şükrü Beyleri anlatırken Saffet ve Zeki bey diyor. Zeki beyin ölüm haberini vermeye Zeki beyin gittiği yazılmış. Editör kitabı basmadan incelemenin sonlarını kaçırmış. Üzgünüm tavsiye edeceğim kitaplar arasına giremedi.
Devrimciler ve Süs BebekleriOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 202623 okunma
8/10
·232 syf.·
2026 70. kitabı
‎Sabreden Derviş, muradına ermiş... ‎ ‎"Bu gece ne olmadık, ne inanılmaz bir geceydi. Ankara'dan istanbul hapishanesine nakledildiği gece, jandarmanın bileklerinden kelepçeleri çıkardığı dakikada, içinde bulunduğu katar bir başka katarla çarpışıyor, kendisi bu kazadan canlı kurtuluyor. Aldığı yara berelere rağmen canlı... O kadar canlı ki, yerinden kalkar kalkmaz başka kazazedelerin imdadına koşuyor, yanında yaralı olduğu hâlde, yine de diğerlerinin imdadına koşan, bir başka insan, bir kadın var. Ve bu kadın kendisini tanıyor. Evet, biraz evvel elleri kelepçeli bir mahkûm olduğunu tanıyor! Tam imdat ekipleri geleceği sırada ona kaçmasını öğüt veriyor... Zaten kendisi kaçmak, hapisten, merhametsiz duvarlar arasından kurtulmak istemiyor mu? Elbette istiyor. Ona bu nasihati verenkadın esasen eski bir mahkûm, yeni tahliye olmuş, on beş sene hapiste kalmış bir sabıkalı. Kaçmasını kolaylaştırmak için para, barınabilmek için de evinin adresini veriyor. İnanılmaz bir şans bu. Sonra tesadüf, yolda bir de Şoför Ramazan'ı karşısına çıkarıyor. Dertli adam! Çok sevdiği, lüzumsuz yere kıskandığı karısından tam da o gün boşanmış olan bir adam! Ne yaptığını, hırsını nerede boşaltacağını bilemeyen, iyilikle kötülük arasında zikzaklar çizen bir kimse! Ve sonunda o da iyi hislerine mağlup oluyor. Bir saat evvel kendisini polise vermekle tehdit eden, İstanbul'a götürdüğü takdirde şantajla yol parasının çok üstünde bir para isteyen adam, onu Tuzla ile Pendik arasında kamyonundan indirmeden evvel, eğer iş arıyorsa gelip kendisini bulması için bir adres veriyor. Ve ondan istediği çok fazla parayı almak şöyle dursun, hiç almıyor. Sonra geceyi, belki birkaç gününü geçirmek ümidiyle boş zannederek girdiği bu yazlık evde karşısına peri kızları kadar güzel fakat sonsuz kederli bir kadın çıkıyor
Edebiyat
Ayrılmak Yok!Suat Derviş · İthaki Yayınları · 202530 okunma
Reklam
Reklam