XVII. yüzyılda Pascal'ın Aziz Augustinus'tan alıp yorumladığı öğreti böyle söyler. İnsanın mutluluğunu "dışarıdan", dış şeylerden (mesleğinde başarılı olma, toplum içinde bir yer edinme, gönül ilişkisi) beklemesi, mutluluğun "binlerce kazaya" kurban gitmesi korkusu içinde yaşamak demektir, ve talihin gözü kör olduğundan bu kazalar mutlaka gelir bir gün başımıza. Zevk aldığımız ne varsa; para, oyun, aşk, iktidar, hepsi tek bir işe yarar: Bize mutsuzluğumuzu unutturmaya, ölümün kaçınılmazlığı ve asla mutlu olamayacağımız düşüncesinden bizi "uzaklaştırmaya"