Öylesine...
Uzun zamandır gerçek anlamda ışığımı kaybettim ve sorun hiç aşk değildi. Yakın arkadaşım dediğin kişilerin seni yakın arkadaşı gibi görmemesinden daha kötü bsi yok sanırım. Kendinden çok değer verdiğin kişilerin sonu hep nankörlük olması ister istemez koyuyo.Ben kolay kolay birini hayatımdan çıkarmam aslında beni kıran tüm davranışları toplayıp bir günde silerim o kişiyi hayatımdan ve hiç olmamış gibi davranırım. Ben böyle yapınca da kendi düşüncelerinde ben çok alıngan biri konumuna düşüyorum. Aksine ben tekrardan kırılmaktan ve değer verdiğim kişilerin bana tekrardan nankörlük yapmalarından korkuyorumm çünkü bunun sonunda onları değil de kendimi suçluyorum acaba bende mi hata fln diye çünkü şuana kadar değer verdiğim herkesin sonu nankörlükle bitti. Ya ben çok değer veriyorum yada onlar... neyse bunu niye yazıyorum onu da bilmiyorum belki kimse bunu okumicak ama sadece yazmak istedim
“Ey adalet, ne korkunç bir umutsuzlukla sıkılıyor insanın yüreği!” Emile Zola Suçluyorum
Kimseyi suçlayamıyorum herkes kendince haklı sonuç olarak sonunda hep kendimi suçluyorum hak ediyorum da... Bitmez tükenmez bir döngü...
Her şeyi başa sarıyorum İnsanları suçluyorum Elimden geleni yapıyorum
İşte gizem bu... Bu zaman geçer ve saymadan harcadığımız zaman. O kadar çok saniyemizi boşa harcıyoruz ki... Çoğu zaman, ona karşı dikkatli olmadığım, daha fazlasını yapmadığım,projeler kurmadığım, gözlemlemediğim, öğrenmediğim, insanları dinlemediğim,daha iyi şeyler yapmadığım için kendimi suçluyorum... Enerjimizi işgal eden ve çalan pek çok şeye bağlı kalıyoruz. Tanrım,hayatta yaşamayı öğrenmeyi, sevmeyi öğrenmeyi,acımamayı öğrenmeyi, beklemeyi,anlamayı,kendini korumayı öğrenmeyi öğrenmek için tekrarlar olsaydı. Yves Simon (Muhteşem Gezgin)
- Suçunu biliyorsun. - Öyle mi? Neymiş? - Senin suçun, bir insanın işleyebileceği en korkunç suç. Seni, boşa harcanmış bir hayatla suçluyorum. Bunun cezası ölümdür. - 🥺 Suçluyum... Papillon
Dizi/Film