Bedeninin ve ruhunun yaratıcısı sen misin? Hayır, kendine ancak onu bütünüyle sen tasarlamış, ona sen şekil vermiş olsaydın hakim olabilirdin. Bir ruha sahip olduğun için mi özgür sanıyorsun kendini? Bil ki senden başkası değil, daha ne olduğunu bile izah edemediğin o ruha sahip olduğunu iddia eden.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kuşku, ruhun ölümüdür. Köhnemiş ırklara musallat olan bir cüzamdır, bilimden doğan, deliliğe sürükleyen bir marazdır. Delilik, mantığın kapıldığı kuşkudur! Belki de mantığın ta kendisidir! Aksini kim iddia edebilir
Ah bir uyansalar, bir yaşama dönseler, bir görseler kefenlerine dökülmüş gözyaşlarının çoktan kuruduğunu, boğuk hıçkırıkların dindiğini, çökmüş yüzlere kan geldiğini, nasıl da tiksinirler gözyaşı dökerek ayrıldıkları bu hayattan. Bakın görün o zaman nasıl da şevkle dönerler sessiz ve yalansız hiçliğe.
Belki harabeye dönen dünyadan yadigar ufacık bir parça, belki can çekişen bir canlının son nefesi, belki boşluğun kendisi, her ne kalacaksa geriye, o bile gün gelecek usanacak var olmaktan. Her şey mutlaka bir yok oluşa arzu duyacak. Bir şeyin sonsuz olması fikri tüylerimizi ürpertiyor ama bizler, şu an yaşayan bizler, işte o şeyin içine düşeceğiz, sonsuzluk hepimizi saracak. Ne olacağız? Bir soluk bile değil. Bir hiç.