Akla, bedene ve ruha musallat olan binbir türlü ahlaksızlığın pençesinde yozlaşan bu toplumun sonu ne zaman gelecek?
Bilin ki o gün geldiğinde, adına medeniyet dedikleri o ikiyüzlü, yalancı vampir son nefesini verdiğinde, dünyanın dört bir yanına neşe saçılacak. Kralların pelerinlerinden, asalarından, elmaslardan, yıkılan saraylardan, yerle yeksan olan şehirlerden ümidini kesenler, kısrakların, dişi kurtların arasına katılacaklar. Bütün bir ömrünü sarayda geçirmiş, tabanlarını şehrin taşlı yollarında paralamış insan evladı ormana gidecek ve orada can verecek.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Düzenli yaşamlardan, belirlenmiş saatlerden, çan çaldığında ,zihnin de durmasını gerektiren, her şeyin önceden, asırlar öncesinden, nesiller öncesinden ayarlandığı saat düzeneğinden hiçbir zaman hoşlanmadım. Bu düzen kuşkusuz çoğu insana uygun gelebilir, fakat şiirle, düşlerle ve hayallerle beslenen, aklından aşkı ve türlü yaramazlıkları çıkaramayan zavallı çocuğa hiçbir faydası dokunmaz, onu görkemli düşlerinden uyandırıp durmaktan, rahat bir nefes almasına engel olmaktan, korktuğu ve tiksindiği şu maddeci, sağduyulu dünyanın atmosferine sürükleyerek, boğulmasına sebep olmaktan başka hiçbir işe yaramaz.
Yaşama dön, hayata bağlan, insanların arasına karış diyorlar bana!..Demesi kolay ama kırık bir dal nasıl meyve taşısın? Rüzgarların kopardığı, tozların içine karışmış bir yaprak nasıl yeniden yeşersin? Bu gencecik yaşta bunca keder niye? Ben nereden bileyim? Belki de böyle yaşamaktır benim kaderimde yazan, yükü sırtlanmadan yorulmak, koşmadan nefes nefese kalmak...
Ah keşke şahit olsanız şu zayıf mı zayıf, şu halsiz mi halsiz, şu aciz mi aciz, şu bitap mı bitap, şu harap mı harap yürekte amansızca savaşan gönül ordularına, ölümüne çarpışan öfke dalgalarına, sevda dalgalarına!