Olur da sözcüklerin, vasıta oldukları duyguların ötesine geçtiğini sezecek olursan, bil ki başka bir zamanda, başka bir yerde, yüreğin ağırlığı altında ezilmiş olduklarındandır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kimileri süngüyle ya da yumruklarıyla savaşır, sizse her zaman sözcüklerinizi kullandınız. Sizin silahınız her zaman kurşunlardan daha güçlü ve etkilidir. Sizi görmeye en son gelişimde bana "Ben düzensizliği düzenlerim" dememiş miydiniz?
"Bizlere 'İttihatçı Kodamanlar' diyorlar. Belki sen de diyorsundur, kim bilir? Ama yukarıda Allah var Ahmet Muhtar. Kodamanlık neyimiz var bizim? Çık Beşiktaş'tan, Ortaköy'e giderken sağında Osman Paşa Köşkü'nü görürsün. Enver de, Talat da, Cemal de paşaydı. Ben de paşaydım. Birimizin köşkü mü var? Bu iktidardayken de böyleydi, simdi de böyle. İmparatorluğu müsavatla kurtaramadık belki, ama en azından kendi milletimize müsaviyiz. Hatta biz bir çare bulabilmek icin elimizi ateşin icine soktuk. Şimdi hepimiz idamlığız. Bir daha çocuklarımızı ne zaman görebiliriz, bilmiyoruz. Belki de hiç. Yani vatan için bir bedel ödenecekse, 'kodaman' dedikleriniz en ağırını ödemekte. Yani sefasını sürmediğimiz iktidarın cefasını yine biz çekiyoruz.