Haz veren her şey, idrak sahibi için meydana gelen bir yetkinliğin sebebidir. Söz konusu şey, algılayana kıyasla bir iyiliktir. Sonra, yetkinliklerin ve onları algılamaların çeşit çeşit olmasında şüphe yoktur. Söz gelimi tutkunun yetkinliği, tadan organın maddesinden alınmış tatlılığın niteliğiyle nitelenmesidir. Şayet bunun benzeri, bir dış sebepten olmaksızın vaki olsaydı, haz kaim olurdu.
Kuşkusuz haz, algılayana zıt olan ve onu meşgul eden olmadan şu şeyi şu şey olması bakımından algılamaktır. Çünkü algılayan salim ve boş olmadığı takdirde, şartın bilincinde olmaması mümkündür.
Kuşkusuz haz, algılayan/müdrik nezdinde böyle olması bakımından bir yetkinlik ve iyiliğe ulaşmayı algılamak ve elde etmek demektir. Elem ise, algılayan nezdinde bir afet ve kötülük olana ulaşmayı algılamak ve onu elde etmektir. Kıyas bakımından, bazen iyilik ve kötülük farklı farklı olur. Buna göre, tutku nezdinde iyi olan şey, örneğin uygun yiyecek ve uygun giyecektir; öfke nezdinde iyi olan, baskın olmaktır; akıl nezdinde iyi olan ise, bazen bir değerlendirmeye göre hak, bazen de başka bir değerlendirmeye göre güzel olandır. Teşekkür almak, çokça övülmek ve methedilmek ve ikrama mazhar olmak, akli iyiliklerdendir. Kısaca, akıl sahiplerinin himmetleri bunda muhteliftir. Herhangi bir şeye kıyasla her iyilik, o şeye özgü ve o şeyin ilk yeteneğiyle kendisine yöneldiği yetkinliktir. Zira her haz, hayırsal yetkinlik ve böyle olmasına göre algılanması bakımından iki durumla alakalıdır.