Sen görmeyi gözden mi sanırsın Dedi Hazreti Pir, Oysa kimisi bilmez ki Onun ardındaki sırları Peki görünmeyenden haberin var mıdır senin Ey fani? İşte o an sırların sırrına vakıf olmak istedi Derviş Arayıştan arayışa girdi Kimi karanlıklar cezbetti onu Kimi yollarda ayakları kaydı Ama yine de yılmadı Sufi Çünkü bu yol da dikenler vardı İmtihanlar vardı İmtihanlarını sabır ile kabul edenler Dikenlerini yırtarak güllere doğru koşmaktaydılar Çünkü onlar aşk ve muhabbet yolunun kervanıydılar Gizem Canver.
(Feylesofların) problemlerinden bir tanesine vakıf olduğun zamqn, bir feylesof yahut kelamcı veya mütefekkir yahut hangi ilimde olursa olsunbir kimse bunları zikr etmiş ve ettiklerine de inanmış diye, bunları tekrar eden, aktaran muhakkık (araştırıcı) bir sufi için, feylesof (olmuştur) ve feylesofların d'ini yoktur demeyiniz. Zira dinsiz olarak da bir feylesof, bunları söylemiş olabilir. Şu halde ey kardeşim sakın gafil olma : Çünkü bu (nevi bir) söz (=iddia), tahsili olmayan bir kimsenin sözüdür: Feylesofun bütün bilgileri batıl (yanlış) değildir. Ola ki bir meselede onlar haklı bulunsun. Şu halde iyice görülüyor ki İbn'ül-arabi iki nokta üzerinde israr etmektedir: Birincisi feylesoflara kafir damgasını vurmanın mantıksızlığı; ikincisi de, feylesof ların bilgileri yanlıştır hükmündeki sakatlık . . . İşte bu görüşte olanlar için İbn'ül arabi « ... tahsili olmayan insanlar .. » diyerek, cahil kimselerin verdiği bu nevi yan lış hükümlerin karŞısına çıkıyordu. ". .. şayet gerçekleri bilmiyorsak, muayyen bir meselede feylesofların doğru olan sözlerini tesbit etmemiz gerekir . .. " Nihat Keklik
1000Kitap
Reklam
“Sağlığımızda bizi, vefâtımızdan sonra kabrimizi ziyâret edenler ve türbemizin önünden geçtiğinde Fâtiha okuyanlar bizimdir. Bizi sevenler denizde boğulmasın, âhir ömürlerinde fakirlik çekmesin, îmanlarını kurtarmadıkça göçmesin.” "Sultanların Peşi Sıra Yürüdüğü Sûfî:Azîz Mahmûd Hüdâyî" başlıklı yazımıza aşağıdaki bağlantıdan da ulaşılabilir:⤵️ yenidunyadergisi.com/blog/sultanlari... 📷 Üsküdar, Azîz Mahmûd Hüdâyi Dergâhı Haziresi'nden. #MedeniyetimizinSessizTanıkları Ene Ene 'Sus Ey Nefsim'
büyük ninem mama atiyyah suriye'den bir şeyhe intisaplıydı. rabıta yaparken cezbeye geldiği için annemleri küçükken çok korkuturmuş ama çocuklara karşı çok merhametli olduğu için onu çok severlermiş de. annem o öldüğünde yıkılmış hâliyle. üstümde mama atiyyah'nın anneannem ve annem aracılığıyla ulaştırdığı gereksiz bir sufi mütevazılığı var
Duygu ve Düşünce
"Sufi kısmının meslek erbabı olması icap eder." #vefasultandizisi
1000Kitap
SUFİ TAİFESİNİN İTİKADI
Bu bölüm sofi taifesinin genel itikadı ve bu akaidin ehl-i sünnet vel cemaat akaidi'ne muvafik olduğunun beyanı, sofilerin zikir telkin etmelerinin delili, hırka (cübbe) giydirmelerinin yani halifelik ver melerinin delili ve zikrin adabı hakkındadır. Şunu iyi bilmek gerekir ki bu taife (sofiler) şu hususlarda icma etmişlerdir, hemfikirdir: Allah (Celle Celalühü), ikincisi olmayan Tek bir ilahtır. Eş ve çocuktan münezzehtir. Ortağı olmayan mülk sahibidir. İşleri tek başına tedbir eder. Başka bir icatçıya ihtiyacı olmayıp zatıyla mevcuttur. Bilakis diğer her mevcut, onun mevcudiyetine muhtaçtır. Bütün âlem onun yaratmasıyla olmuştur. O (Celle Celalühü), bizatihi mevcut olup vucudiyetinin evveli olmadığı gibi, bakiliğinin de sonu yoktur. Vücudiyeti mutlak ve daimidir. Binefsihi kaimdir. Cevher değildir ki ona mekân takdir edilebilsin. Araz (varlığı başka şeye muhtaç, başka şeyle kaim) değildir ki bakilik ona muhal (imkânsız) olsun. Cisim değildir ki onun cihet veya yönü olsun. O bunlardan münezzehtir. Kalplerle ve gözlerle (ahirette) görülebilir. Allahü Teala hangi manayı irade etmişse işte o manada arşı üze-rine istiva etmiştir. (Mahlûkata benzemekten ve benzetilmekten mü-nezzehtir.) Dünya ve ahiret onundur. Onun bir misli (benzeri) yoktur ve düşünülemez. O nasıl idiyse şu anda da öyledir. Mekân ve mekânda yer tutan şeyleri yaratmış, zamanı inşa etmiştir. Ve: "Mahlûkatın hıfzının erişemeyeceği, yaratılanların vasıflarının ulaşamayacağı, tek canlı BEN'im" diye hükmetmiştir. O (Celle Celalühü), hadis (sonradan) olanların ona ve onun hadis olanlara hulul etmesinden (girmesinden) münezzehtir. Hatta şöyle demelidir: Hiçbir şey yokken o vardı. Çünkü öncelik ve sonralık dahi O'nun sonradan yaratmış olduğu zaman sigalarındandır. Allah'ın kendine kullanmadığını biz de ona
İslâm Dini
Reklam
Reklam