Spoilerli DY yorumm️️
Puan vermedi·536 syf.··
2026 4. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:28
İyi de değildi kötü de değildi. Adoranın yazısı gelişmiş okurken keyif aldım. Doğrusu savaş kısmının daha önce geleceğini sanmıştım, yanılmışım. Kitap 530 sayfa savaş 450. sayfada gümbür gümbür geliyo. Güney cephesinin dümdüz olduğunu söylüyorlar fakat Zaiden hâla yaşıyor ve onunla ilgili bir tek bişi bile söylenmiyor. Irithelin güç kazanmasını az çok tahmin etmiştim linin saigenin eurianın, reikanın var onun niye olmasın. Çok ani geldi onun gücüde ve neden geliyo nasıl olabiliyor. Gelelim Reika hazretlerine o kadar iyilik yap sonra arkadan bıçakla paşaya bak ya bide ukala ukala konuşuyo. Reikaya Tarrentten daha fazla paragraf ayırmış Tarrenti daha fazla okumak isterdim. Andros ve Lin yarım kaldı yanarsam bir ona yanarım ama linin saige ve irithel gibi aşkın peşinden koşmaması iyi oldu. Nxy ve Valroda niye mal gibi güç gösterisi yapıyolarsa boş yere öldüler. Yan karakterlerin çoğu ölmüş ya. Delhin ve Rakana üzüldüm daha çok ama onların ölümünü daha savaş içlerinde anlatsaydı büyük ihtimal ağlardım sonda verdiği ve karakterlerin hiçbiri birşey hissetmediği için duygusal olmamış. Nefeliyede daha çok sahne verilebilirdi bence. Irithelin güç kazandığı sahnede sanki ben kazanıyormuşum gibi hissetirdi o sahne en sevdiklerimdendi. Güzel bir maceraydı…
1000Kitap
Diyarların YazarıAdora Yağmur · İndigo Kitap · 202691 okunma
Ötanazi Okulu
5/10
·352 syf.··
2026 14. kitabı
Kitap, sıradan bir hayatı olan Yeşil'in, kendisini öldürmek üzere görevlendirilen "Gölge" lakaplı gizemli bir suikastçıyla yollarının kesişmesini konu alıyor. Bu suikast girişiminin ardından kendisini suçluların, katillerin ve dışlanmışların eğitildiği gizli ve tehlikeli bir kurum olan "Ötanazi Okulu"nda bulan Yeşil, hayatta kalmak için hem buradaki acımasız düzene ayak uydurmak hem de Gölge ile arasındaki karmaşık ve karanlık bağla yüzleşmek zorunda kalıyor. Karşımızda aslında 4 kitaplık bir seri var ama ben her kitap için ayrı ayrı yazmak yerine tek bir genel yorum yapmayı uygun gördüm. İlk öncelikle açık konuşmak gerekirse; bu tarz kitaplar size edebi anlamda bir şeyler öğrenmeyi veya derin dersler çıkarmayı vadetmiyor. Tamamen kafa dağıtmak için okunabilecek bir tarzı var, ki okurken bazı kısımlara fazlasıyla sinir olabilirsiniz. Mesela erkek baş karakterimiz Gölge aşırı kıskanç bir tip. Sosyal medyada bazı kesimler bu durumu romantize ediyor olabilir ama bence bu bir duygudan ziyade hastalık boyutunda. Gerçek hayatta toksik olan böyle karakterlerin kitaplarda "güzellemesinin" yapılması bana kesinlikle doğru gelmiyor. Ayrıca sanki bu tarz kurgularda erkek karakterler sürekli objeleştiriliyormuş gibi hissettiriyor; o kusursuz yüz hatları, kaslı vücutlar metin boyunca öve öve bitirilemiyor. Diğer yandan, baş kız karakterimizin kendisini öldürmek için gelen adama daha ilk anlardan iyelik eki ekleyerek "suikastçım" diye hitap etmesi ve ondan bu şekilde bahsetmesi de ayrı bir garibime gitti. Çok fazla detay verip spoiler okutmak istemiyorum ama kitabın açık ara en iyi, en temiz karakteri kesinlikle Emily Lewis'di. Hikayenin iyi yönlerine gelecek olursam; yazar kurgu boyunca tempoyu yüksek tutarak okuyucuyu diri tutmayı başarıyor, anlatım oldukça akıcıydı. Fakat
Ötanazi OkuluMaral Atmaca · Ephesus Yayınları · 20227,4bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
7/10
·416 syf.··
2026 31. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 02:27
Meraba Şekerpareler…. Biliyorum uzun zamandır bir kitap incelemesi yazmıyorum, o yüzden biraz şaşıracaksınız. Bu gün Sibel Akcandan “Gölgesiz” kitabının incelemesini paylaşacağım. Kitabın konusu şudur Narin Derin’in kocası bir görevde şehit düşer. Ve Narin daha hamile bile olduğundan habersizdir. Çok büyük zorluklarla mücadele eder derken koskoca dört yıl geçer. Narin çocuklarını büyütür ama şehit olan kocası Hakan Kurt’u hiç bir zaman unutmaz. Bir gün çalıştığı iş yerinde alacağı ödül için ödül törenine katılır ve suikasta kurban olur. İşin garip tarafı bu suikast ona bir anda dört yıl önce kayb ettiği kocasını verir. Ve olaylar Narinin aslında Hakanın ölmediğini anlamasıyla başlar. İnceleme Kitabın konusu çok dikkatimi çekmişti derken okumaya başladım. Ama biraz zorlandım. Kitap devamlı geçmiş ve gelecekle yazılmış. Biraz kafa karıştırdı tabi. Ama yinede baya bi akıcı ilerledi. Karakterlerden Narinin annesi ve üvey babası dışında her kesi sevdim. Ve final… Final öyle bir yerde bittiki ben baya şok oldum… bu yüzden incelemeyi kısa tutub ikinci kitabı bitirmeye gidiyorummm
Gölgesiz 1Sibel Akcan · Pukka Yayınları · 2025149 okunma
Hikayesi gibi karanlıkta kalmış bir kitap
10/10
·228 syf.··
Beğendi
·
2024 60. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 13 Kasım 2024 22:43
Tahar Ben Jelloun'un Işığın Kör Edici Yokluğu romanını yaklaşık iki yıl önce okudum. Aradan geçen zamana rağmen hâlâ aklıma gelen, zihnimde yaşamaya devam eden kitaplardan biri. Bazı kitaplar okunur, kapağı kapatılır ve zamanla unutulur. Bazıları ise insanın içine yerleşir. Bu roman benim için ikinci gruba giriyor. Kitap, Fas'ta 1971 yılında Kral II. Hasan'a yönelik başarısız suikast girişiminin ardından yaşanan gerçek olaylardan esinleniyor. Darbe girişiminden sonra hayatta bırakılan askerler, sorgulanıp Tazmamart zindanlarına gönderiliyor. Ancak buraya "hapishane" demek bile yetersiz kalıyor. Çünkü burası bir cezaevi değil, yaşayan insanların yavaş yavaş ölüme terk edildiği bir mezar. Yirmi yıla yakın bir süre boyunca karanlığın içinde, insanlık dışı koşullarda yaşamaya çalışan mahkûmların hikâyesini okuyoruz. Hücreler o kadar dar ve karanlık ki insan, böyle bir yerde birkaç gün bile dayanmanın mümkün olup olmadığını düşünmeden edemiyor. Buna rağmen bazıları yıllarca hayatta kalmayı başarıyor. Kitabı okurken beni en çok etkileyen şeylerden biri umut ve inanç arasındaki fark oldu. Normalde umut insanı ayakta tutan bir şey olarak görülür. Oysa bu romanda umut etmek bazen insanı öldüren bir şeye dönüşüyor. Çünkü sürekli kurtulmayı beklemek, her geçen gün biraz daha hayal kırıklığına uğramak demek. Bu yüzden mahkûmlar umut etmeyi bırakıyorlar. Onları ayakta tutan şey ise inanç oluyor. İnanç sadece dinî anlamda değil; insan kalmaya, aklını korumaya ve kendi iç dünyasını ayakta tutmaya duyulan inanç. Kitap boyunca insanın ne kadar dayanabileceğini görüyoruz. Açlık, hastalık, yalnızlık ve karanlıkla mücadele eden insanlar zamanla fiziksel olarak tükeniyor. Bazıları aklını kaybediyor, bazıları sessizce ölüme yaklaşıyor. Bir zamanlar özgürce dolaşan, kahve içen, yemek
1000Kitap
Işığın O Kör Edici YokluğuTahar Ben Jelloun · Sia Kitap · 2020700 okunma
2. Okuyuşun Ardından
10/10
·160 syf.··
2026 104. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 02:12
Devlet destekli suikast ile yaşamını yitiren bir başka muhalif, gerçekleri yazan harika bir kalem Sabahattin Ali'nin kitabı bu kez farklı. Kendisini daha çoo romanlarından tanırız ve elbette siyasi fikirlerinden de. Ama bu kitapta daha kırılgan ve daha insani bir tarafını tanıyorsunuz. Eşine ve kızına yazdığı mektuplarda sevgisini, özlemini, maddi sıkıntılarını ve yaşadığı baskıları açıkça görmek mümkün. Orhan Veli'nin mektuplarındaki, kıskançlıklar ve yer yer kaprisli ruh hâlinin aksine, burada daha olgun ve derin bir sevgi hissediliyor. Behçet Necatigil'in Serin Mavi'sindeki sakin aile sıcaklığına ise daha yakın buldum. Üç mektup kitabını art arda okuyunca, her yazarın karakteri satırlara ayrı ayrı yansıyor. Müthiş samimi gelen mektuplar. Büyük bir yazardan çok, ailesine kavuşmayı bekleyen bir insanın sesini duyuyorsunuz.
Canım Aliye, Ruhum FilizSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202031,6bin okunma
Puan vermedi·528 syf.··
2026 255. kitabı
Ahmet Ümit, Türk edebiyatının en popüler ve usta kalemlerinden biri olarak, bu devasa eserinde muazzam bir kurgu yeteneği sergiliyor; okuru günümüz İstanbul’unda işlenen sıra dışı bir cinayet ile Osmanlı İmparatorluğu’nun en ihtişamlı, en trajik dönemlerinden biri olan Fatih Sultan Mehmed devri arasında soluk soluğa bir tarihsel yolculuğa çıkarıyor. Roman, bir tarih profesörü olan Nüzhet’in gizemli bir şekilde, tıpkı Fatih Sultan Mehmed’in ölümündeki şüpheleri andırır tarzda zehirlenerek öldürülmesiyle başlıyor. Cinayeti çözmek için kolları sıvayan Başkomser Nevzat ve ekibi, kendilerini profesörün yakın çevresindeki entelektüel entrikaların, kıskançlıkların ve köklü aile sırlarının ortasında buluyor. Ancak kitabın asıl alametifarikası, bu polisiye soruşturmaya paralel olarak ilerleyen muazzam tarihsel katmandır. Ahmet Ümit, Fatih Sultan Mehmed’in dehasını, yalnızlığını, çocuklarıyla olan gerilimini, İstanbul’un fethinin perde arkasını ve nihayetinde sultanın gizemli ölümünü (bir suikast mı, yoksa ecel mi?) muhteşem bir tarihi vesika titizliğiyle romana dokuyor. Katilin bıraktığı şifreler, karakterleri ve okuru Fatih’in ruh dünyasıyla ve Osmanlı sarayının o tekinsiz dehlizleriyle yüzleştiriyor. Kitap, adından da anlaşılacağı üzere sadece fiziksel bir cinayeti değil; psikolojik düzeyde babaları, otoriteyi ve zihinlerdeki "Sultan" imgesini öldürmenin varoluşsal sancılarını da derinlemesine inceliyor. *Sultanı Öldürmek*; tarihi gerçeklerle kurgunun, saplantılı bir aşk hikayesiyle kusursuz bir polisiyenin iç içe geçtiği; okura hem Fatih Sultan Mehmed döneminin o büyüleyici panoramasını sunan hem de son ana kadar katilin kim olduğu sorusuyla meraktan çatlatan, Ahmet Ümit külliyatının en olgun, en zengin ve en sürükleyici başyapıtlarından biridir.
Sultanı ÖldürmekAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201924,7bin okunma