Zamanın Şarkısı
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 07:46
*“Zamanın Şarkısı” benim için sadece bir kitap değil, günün telaşından uzaklaşıp sessiz bir köşede dinlenmek gibiydi. #FeyzaKartopu’nun kalemi, okuru geçmişe açılan bir kapının eşiğine getiriyor; unuttuğumuz duyguları, eski zamanların dinginliğini ve hayatın içindeki ince güzellikleri yeniden fark ettiriyor. Her sayfasında samimiyet, sükûnet ve derin bir huzur hissettim. Özellikle çocuklarla yapılan akşam okuma saatlerine çok yakışan bir eser. Uyku öncesinde okunup günün yorgunluğunu geride bırakmaya, geçmişin naif dünyasına kısa bir yolculuk yapmaya davet ediyor. Kitabı okurken zamanın yavaşladığını hissettim; modern hayatın gürültüsünden uzaklaşıp daha sade ve anlamlı bir dünyanın misafiri oldum. Çocuklarla birlikte okunup üzerine sohbet edilebilecek, günü huzurla sonlandıran, sayfaları kapandıktan sonra bile o sıcak hissi kalpte bırakan çok kıymetli bir kitap.” İlk incelememde geçmişe dönüp baktıkça huzur bulacagım tatlı bir kitap yer aldı Keyifli okumalar
Alıntı
Zamanın ŞarkısıFeyza Kartopu · Cezve Çocuk Yayınları · 202256 okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2026 154. kitabı
Hakikat dediğimiz katı duvarlara çarptığımızda, kurgunun şefkatli kollarına sığınmaktan başka ne gelir elimizden? Eric-Emmanuel Schmitt’in ( @ericemmanuelschmitt_officiel ) Bayan Ming’in Hiç Olmayan On Çocuğu adlı zarif anlatısını okurken, zihnimde hep bu soru yankılandı. Edebiyatın varoluşsal bir direniş alanı(ki bana göre öyle) olduğunu bizlere bir kez daha, üstelik felsefi bir hafiflikle fısıldıyor Schmitt. Çin’in meşhur tek çocuk politikasının gölgesinde, lüks bir otelin yer altındaki tuvalet bekçisidir Bayan Ming. Devletin soğuk bürokrasisine inat, tam on çocuğu olduğunu, üstelik hepsinin ayrı birer hikâyesi, karakteri ve Konfüçyüs’ten damıtılmış bilgelikleri bulunduğunu iddia eder. Yazar, bu noktada okuru bir hafiyeliğe soyundurmak yerine, Doğu’nun tevekkülü ile Batı’nın akılcı şüpheciliğini karşı karşıya getiriyor. Romandaki Batılı iş insanının ispat arayan gözleri, aslında bizim modern dünyadaki “gerçeklik” takıntımızın bir yansıması. Oysa Bayan Ming, kurguladığı her bir çocukla, yasaklarla daraltılmış bir coğrafyada kendine uçsuz bucaksız bir hürriyet alanı açıyor. Kitabın edebi değeri de tam bu ince çizgide belirginleşiyor. Schmitt, bağıra çağıra bir rejim eleştirisi yapmak yerine, ironiyi ve sessiz hüznü seçmiş. İnsanın anlama ve inanma ihtiyacının, katı gerçeklerden çok daha elzem olduğunu sezdiren bir deneme tadı var metnin. Yalanın, eğer ruhu yaşatıyorsa, gerçeğin boğucu yükünden evla olup olmadığını sorgulatıyor okura. Eserin son sayfasına geldiğinizde, edebi bir hazzın yanında derin bir sükûnet kaplıyor içinizi. Çünkü anlıyorsunuz ki, asıl zenginlik dış dünyada neye sahip olduğumuzla değil de, iç dünyamızda kaç evren, kaç hayat kurabildiğimizle ölçülüyor. Hayal gücü, en aşılmaz sınırların bile içinden süzülen bir görünmez nehirdir; yeter ki ona
Edebiyat
Bayan Ming'in Hiç Olmayan On ÇocuğuEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20257,5bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·399 syf.··
2026 51. kitabı
Ahirzamanda Fıtrat Mücadelesi Bu kitabı okurken kendimi bir okuyucudan ziyade, kendi iç dünyasının muhasebesini yapan bir yolcu gibi hissettim. Her sayfa, ahirzamanın karmaşık ve yorucu atmosferinde insanın özünü nasıl koruyabileceğine dair güçlü bir hatırlatma gibiydi. Kitap boyunca fark ettim ki asıl mücadele dışarıdaki fitnelerle değil, içimizde yavaş yavaş normalleşen yanlışlarla başlıyor. İnsan bazen kaybettiğini fark etmeden kaybediyor; fıtratından uzaklaştığını ise ancak hakikat aynasına baktığında anlayabiliyor. Bu eser tam da o aynayı insanın önüne koyuyor. En çok etkilendiğim tarafı, meseleleri sadece eleştirmekle kalmayıp çözümü de göstermesiydi. Çünkü fıtrat, insanın üzerine sonradan giydiği bir elbise değil; Rabbimizin insan ruhuna nakşettiği asli kimliğidir. Ondan uzaklaştıkça huzursuzluk artıyor, ona yaklaştıkça kalp sükûnet buluyor. Kitabı okurken sık sık şu hissi yaşadım: Günümüzde birçok problem olarak gördüğümüz şeyin kökünde aslında fıtrattan uzaklaşma yatıyor. İnsan kendini, ailesini, toplumu ve Rabbini doğru tanımadığında hayatın dengesi bozuluyor. İşte bu eser, bozulan o dengeyi yeniden kurmaya davet ediyor. Bazı satırlarda durup uzun uzun düşündüm, bazı yerlerde kendimi sorguladım, bazı bölümlerde ise ümit tazeledim. Çünkü kitap sadece tehlikeleri anlatmıyor; insanın özüne dönme yolunu da gösteriyor. Bu eser benim nazarımda bir kitap olmaktan öte, ahirzamanın gürültüsü içinde fıtratını kaybetmek istemeyenlere uzatılmış bir pusula gibiydi. Okudukça insanı sarsan, düşündüren ve kendine döndüren kıymetli bir çalışma oldu.
Ahir Zamanda Fıtrat MücadelesiYağmur İbiç · Evvahe Yayınları · 20231,089 okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2026 144. kitabı
Viyana’nın kendine has, kahve kokulu atmosferinde, Gluck Kahvesi’nin bir köşesinde zamana meydan okuyan bir figür belirir zihnimizde: Jakob Mendel. Stefan Zweig, Sahaf Mendel ile bize sadece bir kitap tutkununun hikâyesini anlatmaz; aslında bir devrin, bir kültürün ve hepsinden önemlisi "saf bilginin" trajedisini sunuyor. Mendel, kâğıtların ve mürekkebin dünyasında yaşayan, hafızası kütüphane raflarından daha düzenli bir münzevidir. Ancak Zweig’ın ustalıkla işlediği bu sükûnet, I. Dünya Savaşı’nın hoyrat eliyle paramparça olur. Mendel’in "casus" yaftasıyla toplama kampına gönderilmesi, aslında insanlığın ortak hafızasının ve kültürel birikiminin tutuklanması olarak gördüm. Zweig, bireyin trajedisi üzerinden bir imparatorluğun ve bir kıtanın çöküşünü resmeder. Mendel serbest kalıp eski masasına döndüğünde, artık ne o kafe eski kafedir ne de Mendel eski Mendel. Kitapların dünyasında kaybolan parlak zihin, gerçek dünyanın gaddarlığı karşısında yenik düştü. Mendel’in ölümünü, nezaketin ve derinliğin kaba kuvvet tarafından tasfiyesi olarak anlamlandırdım.
Sahaf MendelStefan Zweig · İş Bankası Kültür Yayınları · 202112,8bin okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2026 28. kitabı
İbrahim Kalın, Heidegger’in Kulübesine Yolculuk’ta saf ve akademik bir Heidegger felsefesi sunmaktan ziyade, Alman düşünürün modernite eleştirisini kendi düşünce dünyasına bir basamak yapıyor. Heidegger'in varlığın sesine kulak verme ve 'sükûnet' arayışını, İslam düşüncesindeki tefekkür, rıza ve teslimiyet kavramlarıyla eşitliyor. Yazar, Batı’nın o bunalımlı varoluşçuluğunu alıp, Doğu’nun hikmet arayan dinginliğiyle sararak İslam örtüsü altında estetik ve güzel bir kadercilik çizgisi çekiyor. Kitap, Todtnauberg’deki o küçük kulübeden başlayıp tasavvufun sakin limanlarına varan kişisel bir tefekkür yolculuğu.
Heidegger'in Kulübesine Yolculukİbrahim Kalın · İnsan Yayınları · 2025187 okunma
Gençliğin Karmaşasına Sessiz Bir Teselli
Puan vermedi·128 syf.··
2026 43. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 11:54
Sıcacık, insanın içine işleyen anlatımıyla Mecit Ömür Öztürk, Genç Dervişin Teselli Koleksiyonu eserinde bizlere çok değerli hayat dersleri veriyor. Özellikle lise çağındaki gençlerin bu kitabı okuyup kendilerine birçok ders çıkarması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü insan, en çok da o dönemlerde kendini kaybedebiliyor. Hayatın anlamsız olduğunu, tüm olumsuzlukların yalnızca kendisini bulduğunu zannediyor. En küçük bir zorlukta bile dünyanın sonu gelmiş gibi hissedebiliyor. İşte tam da bu duygulara derman olacak satırlar karşılıyor bizi bu eserde. Sadece gençlerin değil, biz yetişkinlerin de ruhunu dinlendirecek, iç huzurunu yeniden hissettirecek bir kitap olduğunu düşünüyorum. Eğer biraz olsun iç sükûnet arıyorsak bu eseri okumalı, verilen öğütlere kulak vermeliyiz. Mecit Ömür Öztürk, kendi düşüncelerinin yanı sıra farklı yazarlardan alıntılar yapıyor; hadislerden örnekler veriyor ve en önemlisi Kur’an-ı Kerim’den ayetlere yer veriyor. Böylece ortaya oldukça güçlü ve etkileyici bir bütünlük çıkıyor. Kitap boyunca altını çizmek isteyeceğiniz, ruhunuza dokunacak birçok cümleyle karşılaşıyorsunuz. “İnsanların değil, Allah’ın sana verdiği değeri düşün. Değer vermeseydi seni yaratır mıydı? Yarattıktan sonra seni kendisiyle buluşturur muydu?” (s. 66) “Ayağına batan dikenler, aradığın gülün habercisidir.” (s. 27) — Mevlânâ, Mesnevi “Kaplumbağaların yol hikâyeleri, tavşanlarınkinden daha çoktur.” (s. 26) — Halil Cibran, Kum ve Köpük Elinizden düşürmek istemeyeceğiniz bu kıymetli esere mutlaka bir şans verin. Satırların ruhunuza dokunmasına izin verin; kitapların huzuruyla kalın her daim.
Genç Dervişin Teselli KoleksiyonuMecit Ömür Öztürk · Hayykitap · 2024344 okunma