İmam Gazâlî’nin *Dil Belası* kitabı okuması kolay, anlaması çok daha kolay ama uygulaması oldukça zor bir eser. Susmak, konuşurken insanların kalbini kırmamak, insanları üzecek herhangi sözlü ya da bedensel imada bulunmamak gibi konuları ele alıyor. Kitap bir otokontrol rehberi niteliğinde. Gazâlî sadece "yapmayın" demiyor; neden yalan söyleriz, neden gıybet ederiz gibi psikolojik analizler de yapıyor. Özellikle "boş konuşmak" üzerine yaptığı uyarılar, günümüzün sosyal medya çağında bile ne kadar güncel olduğunu gösteriyor.
Cemil Meriç’in *"Üslûbun kimliğindir"* sözü tam da bu kitabı özetliyor aslında. Kimliğin, kim olduğun, neye hizmet ettiğin, neyi aradığın ve neye talip olduğun... Hepsi dilinde gizli. Küçük bir organ, büyük bir imtihan... Dil belası,dilin afetleri…
2004 yılında, Türkçe öğretmenim Saim Bey’in elinde görmüş, okumaya heveslenmiş, “Cümleleri, demir leblebi gibi. Okuyamazsın.” demesine aldırmamış, alıp okumuştum. Bu, benim bu kitabı üçüncü
İmam Gazâlî’nin piyasada müstakil (ayrı) bir kitap olarak basılan "Dilin Afetleri" (veya bazı tercümelerdeki adıyla "Dil Belası") eseri, aslında yazarın İslam düşünce tarihine
Cümlelerim dağ gibi, harflerimde yitik var...”
Merhaba ^^
Eğer geçmişin o tozlu, o buram buram samimiyet kokan sayfalarında kaybolmak isterseniz, huzurlu bir köşede oturup okuyabileceğiniz bu
Deneme okumayı severim. Zira roman ve şiire nispetle, kalem sahibinin hakikî düşüncelerini, hayat telakkisini daha cüretkâr ve pervasız bir surette aksettiren bir nev’idir bu düzyazı. Ahmet Haşim’in
Konuşmanın, her şey hakkında fikir beyan etmenin bu kadar kolaylaştığı ama doğru sözlü olmanın bir o kadar zorlaştığı bir çağda, gerektiğinde susmanın değerini hatırlatan metinler nadir çıkar. Ömer