İnsanların birbirlerinin huzurunu bozmasından rahatsız olurum ben, en çok da genç insanların hayatlarının en güzel çağında, bütün sevinçlere alabildiğine çok kucak açabilecekleri zamanda birkaç güzel günü surat asarak birbirlerine zehir etmeleri ve ancak çok sonradan kaybettikleri şeyin telafisinin olanaksız olduğunu görmeleri canımı sıkar.
Edebiyat da bize bu edebi öğretir. Ruhlarımızı inceltir, kalplerimizi yumuşatır,aklımızı açar. Bazen isyana,bazen sükuta ve teslimiyete davet eder. Bazen ruhumuzu hafifletir, bazen şok terapi yapar ve bizi kökümüzden sarsar. Ama tüm bu edebî hâl ve tarzların nihai amacı bize edebi öğretmektir ; var olmanın edebini, nefes almanın edebini, almanın ve vermenin edebini, söz söylemenin edebini, bakmanın ve görmenin edebini, kısacası dünyada var olmanın edebini...