Ben daha ufacıkken bana küçük bir bedenin saygıyı haketmediğini, çocuğun “insandan” sayılmadığını gösterdiniz. Olsa olsa bir canlı oyuncak; istediğiniz gibi oynarsınız, olmadık oyunlar denersiniz; canınız çekerse korkutur, sömürür, keyfiniz kaçarsa tartaklarsınız ve bunların sorumluluğunu hiç duymazsınız…
Evet, bana o zamanlar verdiğiniz mesaj buydu. Beni şimdi güvensizliklere sürükleyen, stres ve eziklik duyguları içinde bırakan bu mesajınızdır…
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Her insanın derininde kendinden az çok gizlediği, içinde çocukluk dramının aksesuarlarının bulunduğu bir arka odası vardır. Kimseyi sokmadığı bu odasına mutlaka girecek olanlar yalnız kendi çocuklarıdır.
Çocuk büyüdükten sonra bazı şeyleri söylemesine, hatta düşünmesine bile izin verilmemiştir. Örneğin şunları ifade etme imkanını hiçbir zaman bulamamıştır:
“Bırakın beni, üzülmüşsem üzgün, sevinmişsem sevinçli olurum, başkalarına mutlu görünmek zorunda değilim. Üzüntümü, korkumu ve diğer duygularımı başkalarının ihtiyaçları karşılansın diye bastıramam. Kızarım, küserim, bu kimsenin başını ağrıtmaz, kimseyi öldürmez. Beni incitirseniz kıyametleri koparırım, hakkımdır bütün bunlar. Bunları seni anneciğim, seni babacığım, kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya gelmeden yapabilirim ben!
Terbiyeli, güvenilir, her şeyi gözünüzden okuyan, anlayışlı, sorun çıkarmayan bir çocuk; aslında çocukluğunu yitirmiş olan bir çocuk…
Peki benim çocukluğuma ne oldu? Onu benden çalmadınız mı ? Artık geri dönemem, yitirdiğim çocukluğumu yeniden yaşayamam…
Ben zaten baştan beri yetişkindim, hiç çocuk olmadım…
Tanrı beni bir çakıltaşı gibi bu kusursuz ve gizemli göle fırlattığında, sayısız dalgayla bulandırdım suyun yüzünü. Ama derinliklerine ulaştığımda, ben de o göl gibi sakinleştim.
Sayfa 4 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu