şule

Porsuk nehrinin geçtiği kadınlar Hepsine yüzer kere rastladım en azdan Umutsuz sevdalara tutulmak onlarda Bozkıra doğru seyrele seyrele yaşamak onlarda Verdi mi adama her şeylerini verirler Ben gördüm ne gördümse kadınlarda Porsuk nehrinin geçtiği Kızılırmak parça parça olasın Bir parça ekmek siyah, on kuruşluk kına kırmızı Taş toprak arasında türküler arasında Karanlıkta bir yanları örtük bir yanları üryan Kocaman gözleriyle oy anam bu kadar dokunaklı Kimler ürkütmüş acaba bu kadar kadını Dicle kıyılarına tiren varınca Büyük bir gökyüzü git allahım git Genel olarak önce kaşları görünür Sonra bütünsüz uykuları kaşla göz arasında Yanaklarında çıban izi taşıyan kadınlar Gül kurusu Bir gün sizin de yolunuz düşer memlekete Siz de görürsünüz bunları kadınlarda Ödevleri yenilmek olan hep Bıçakla kemik arasında Susmakla ağlamak arasında Yenilmek Kadınlar
Şiir
Reklam
Geçen zamana hiç aldırmadan, acziyetinizi hiç düşünmeden, sanki sonsuza kadar yaşamaya mahkûmmuşçasına yaşıyorsunuz. Sanki sonsuz bir zaman kaynağınız var gibi zamanı boşa harcıyorsunuz, oysa bir kişiyle veya bir şeyle ilgilenmek için harcadığınız bir gün belki de son gününüzdür. Seneca
Kimse cehennemdekiler kadar masum biçimde şarkı söyleyemez, bizim meleklerin söylediğini düşündüğümüz şarkı onların şarkısıdır.
Çünkü sıfırdan hayatlarını yaratmış insanların hikayeleri kadar hayatlarından bir sıfır yaratmış olanlarınki de gösterişlidir.
İnsan doğar. On-on beş yıl sonra dünyanın nasıl bir tezgah olduğunu ve doğumla ölüm arasına nasıl hapsedildiğini fark eder. Bu aslında bir histir, bilgi değil. Ve ilk tepkisini verir. Avazı çıktığı kadar bağırarak. Bu bir çığlık, bir kalabalığın içinde cüzdanını çaldırdığını fark eden kişinin çaresizce haykırışına benzer. Önce aşağılayan ve umursamaz bakışlar atan kalabalık, sonra da içlerinden birini, bağırıp çağıranla konuşmaya gönderir. O da: "Bizde çaldırdık cüzdanı, ne var? Senin gibi kıçımızı yırtıyor muyuz?" der. Böylesi bilimsel bir müdahale için genelde diplomalı olanlar tercih edilir. Kalabalığın kayıtsızlığı karşısında yavaş yavaş sesi kesilen yaygaracı, gerçeği kabullenir ve çevresini insanlarla doldurur. Buna büyüme denir. Yetişkin olma. Tam olarak yetişkin uysallığı. Yapay bir haldir. Tasarlanmıştır. İşlevselliği üzerine hesaplar yapılıp öyle biçimlendirilmiştir.
Reklam