Şule Uğurlu

Şule Uğurlu
@suleugurlu
Hayat kısa!!!
Yaşasın tembellik
İzmir
İskenderun
191 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
Anneannem bir günün değil, hatta bu hayatın nasıl geçip gittiğini anlamamıştı. Hayat nerden geçiyordu? Bizim sokak bu hayatın yolunun üstünde miydi, yoksa biraz sapa mı kalıyordu? Yoksa o da fener alayı gibi sadece Akın Caddesi'nden mi geçiyordu? Eğer öyleyse gidip onun da geçişini seyredebilirdik. İşte bu fikir hafifletiyordu biraz içimi. Bir keresinde o fener alayında Hanife Teyze'nin yeğeni de geçmişti, hepimiz el sallamıştık geçerken. İşte hayat geçerken de böyle tanıdık birileri olabilir ve biz onlara da el sallayabilirdik. Yani buna da razı olabilirdik.
Sayfa 63·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Her şeyden önce babasız bir dünyaydı burası. Emel sorunca babasının yakında döneceğinden söz ediyordu. Ama bu normalizasyon müjdesi, günün her saatinde topuzlu dolaşan bir annenin gölgesinde hemen eriyip gidiyordu. Bu topuz gerçek bir topuzdu, öyle hemen firketelerle tutturuverilmiş bir şey değildi. Hülya Koçyiğit ya da Filiz Akın bile her an böyle topuzlarla dolaşmazlar, dolaşırlarsa da genellikle o gün nişanlanmaları gerekirdi.
Sayfa 57·Kitabı okudu
Bir yerlerimi üşütmedikçe, kendimi istediğim kadar çamura bular, istediğim bidonların içinde yuvarlanır, istediğim savaşa girerdim. Dünyanın bize sunduğu ender zevklerden kendi isteği ile feragat eden bu çocuk bir tuhaftı.
Sayfa 53·Kitabı okudu
Ve ben böylece o akşam evde kaldım. Oysa o saatlerde, Ankara'nın en sıradan memur sokaklarından birinde film çoktan başlamıştı bile. Ben filme geç kalacak ve ancak karanlıkta girip yerimi bulmaya çalışacaktım.
Sayfa 43·Kitabı okudu
7/10
·167 syf.··
Beğendi
·
2024 15. kitabı
Bazı kitapları ismini beğendiğim için, bazılarını kapağını ve konusunu beğendiğim için, bazılarını yazarın daha önce diğer kitaplarını okuyup beğendiğim için okurum. Ankara, Mom Amour! hem kapağı ile hem de kitapta anlatılan yıllardan farklı da olsa Ankara yıllarımdan dolayı bana cazip geldi. İki küçük çocuk...Suna ve Emel...Anneleri Türkan ve Gülay Hanım ve Suna'nın dayısı Ömer...1960'lı yılların sonu....Yenimahalle... Komşulukların yaşandığı, gazoz kapağı savaşlarının yapıldığı, tokyo terliklerin ve çiçekli basma elbiselerin giyildiği, çocukların sokaklarda korkmadan ve özgürce oynayabildiği yıllar... Kitap Suna'nın anlatımıyla başlıyor ve o bölüm gerçekten çok iyi. Ama Emel'de tökezlemeye başlıyor ve Ömer'de acele yazılmış bir son gibi bitiyor. 80 darbesi isimle geçiştiriliyor, kurguda da biraz eksiklikler var. Yani öyle ki problemi çözerken son anda bir işlem hatasından yanlış olur ya...İşte kitap ta öyle... İlk bölümden sonrakiler biraz hayal kırıklığı oldu. Ama Ankara'yı sevenlere ve o yıllarda çocukluğunu yaşamış olanlara öneririm yine de...
Ankara, Mon Amour!Şükran Yiğit · İletişim Yayınları · 20221,646 okunma