spoiler
Kırgızistan doğumlu Cengiz Aytmatov, babaannesinden manas destanları, çeşitli masal ve efsaneler dinleyerek büyüyor. Sert step iklimi ve sert sovyet rejiminin arasına sıkışmış bir çocukluk geçiriyor. İkinci dünya savaşı yıllarında tüm erkekler askerde ve normal zamanda erkeklerin üstlendiği işlerin hepsini artık çocuklar ve kadınlar yapıyor. Cemile romanı, tam da Aytmatov’un bizzat gözlemlediği bu dönemden bahsediyor. Cemile hali vakti yerinde bir aileye gelin gitmiş, ancak evliliğin hemen ardından eşi Sadık, cepheye gitmek zorunda kalmış. Eğilirken yere kadar uzanan örgülü saçlarıyla, kendine güvenen serbestliğiyle, becerikliliğiyle, çalışkanlığıyla ve güzelliğiyle dikkat çeken, dışa dönük, alaycı ve mutlu bir kız. Sadık’ın küçük kardeşi Seyit ve Cemile, komutanın isteği üzerine askerler için tahıl taşırlar. Onlara Danyar adında savaş gazisi bir genç eşlik eder. Danyar Cemile’nin aksine dalgın, sessiz ve içine kapanık. Aralarında gizli bir bağ, kuvvetli bir çekim oluşur, bir ağustos gecesi dönüş yolunda ısrarlar üzerine Danyar’a söylettikleri türkü ise satırlardan taşar ve kulağımıza kadar gelir. Bu hikayenin anlatıcısı olan Seyit, bir vatan türküsünün ancak gerçek bir vatan sevdalısı ve gerçek aşkı tadan bir kişi tarafından böyle hisli okunacağını düşünür. Ve haklıdır da, Danyar Cemile’ye aşıktır. Sonraları kendisine itiraf ettiği üzere, Seyit’in de ilk aşkı abisinin karısı Cemile’dir. Danyar ile Cemile’nin bu gizli aşkının gizli tanığı da yine Cemile’nin kaynı Seyittir. Bu duruma karşı çıkmaz, başkalarından kıskandığı biçimde Danyar’dan kıskanmaz Cemile’yi. Sadık’ın savaştan avıla döneceğinin haberini aldıklarındaysa Cemile ve Danyar kaçarlar. Cafer Gariper, Cengiz Aytmatov'un Cemile Adlı Hikayesinde İnsanın Kendisi Olması Problemi ve Aşk adlı incelemesinde