Gerçek mutluluk, yavaş yavaş, azar azar gelir ve bu bizim hayata bakış açımızla, çevremizle, çevremizdekilere karşı davranışımızla doğrudan doğruya ilgili ve orantılıdır.
Bir çocuk, sevdiklerinin, onun uzaklaşmasını kaldıracak ve kabul edecek kadar kendisini sevdiklerinden emin olursa, bağımsızlığa doğru bir adım atabilir.
“Engellenmenin yarattığı kızgınlık engelleyen kişiye yöneltilmediğinde küskünlük duygusuna dönüşür. Bazı intihar olgularında da benzer mekanizma işler. Sevgisini esirgeyen, engelleyen ya da terk eden kişiye kızgınlık öylesine yoğundur ki bu, onu yok etme isteğine dönüşür. Kişi, öfke duyduğu insanı önce benliğine mal eder. Sonra içindeki insanı yok etme amacıyla kendi canına kıyar. Bazı durumlarda öfke duyulan belirti, bir kişi değil; kişinin çevresi veya tüm insanlıktır. Dünyada umduğunu bulamayacağı sonucuna ulaşan kişi, kendini ortadan kaldırmakla tüm dünyayı cezalandırdığına inanır.”