10/10
·317 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
Fantastik hikayeler yazan yazarımızın yeni kitabında mitolojik ögelere de rastladık insanoğlu evrimleşme sürecine girdiğinden beri devamlı değişimlere uğradı keşifler icatlar yaptı teknolojisi gelişti fakat hala eksik olan bir tarafı kaldı beyin evrimini henüz tamamlamadı (bilimsel olarak %10 unu kullanıyoruz safsatası temeli olmayan bir iddiadır öncelikle bu bilgiyi vererek yorumuna geçmeyi uygun buldum. )Evet asıl eksik kalan taraf insanın iyilik sevgi saygı olumlu düşüncülerin kesintiye uğraması barış içinde yaşamak ,doğaya saygı duymak varken birbirine kötülük yapması silahlar icat etmesi savaşlar güzel güzel yaşamak varken yozlaşması zaman zaman bu yozlaşmalar ilahi cezayla sonuçlanmıştır Nuh tufanı gibi işte o zaman gemiye binmesi gereken akilopanta kuşları uzak yerlerden geldikleri için yetişememiş gemiye binememiştir Nuh onlara gizil bir enerji vermiş ve soylarının tükenmesini engellemiş karşılığında insanlara yardım etmelerini salık vermiştir. zaman gelmiştir. İnsanlar yozlaşmış ve kuşlar insanlığa yardım için yerküreye geri gelmiştir. Raman,Tan,Ece,Defne,Güneş ,Ata,Elbey ve sümer yüzbaşı’dan oluşan bilim ekibi ve kuşların gizem dolu serüveni yeni bir yıkımı engelleyebilecek mi ?
Alacakaranlık KuşlarıGülten Dayıoğlu · Altın Kitaplar · 2003450 okunma
İntikam
10/10
Tanrılar geri mi dönüyor? Yoksa hiç gitmediler mi? Binlerce yıllık sırlarla dolu Sümer tabletlerinin izinden giden bir arkeolog… Ve onun karşısına çıkan gizemli bir gerçek: Anunnakiler tanrı değil, kadim bir uygarlık!Bu keşif sadece tarihi değil, insanlığın kaderini de değiştiriyor. Zamanın derinliklerinden gelen karanlık güçler yeniden uyanıyor. İhanet, intikam, aşk ve savaş... Artık her şey sırlarla dolu bu eski dünyanın gölgesinde şekilleniyor. Dr. Elif’in bilimin ışığında çıktığı bu yolculuk, onu yıkılmış medeniyetlerden, yıldızlara uzanan bir kaderin tam ortasına sürüklüyor. Tanrıların düşüşü insanlığın yükselişi mi olacak, yoksa yepyeni bir yıkım mı? Elif ve Tammuz’un mücadelesi sadece kendi hayatlarını değil, tüm insanlık tarihini yeniden yazacak. Mitolojiyle bilimin, efsanelerle gerçeklerin iç içe geçtiği bu epik savaşta, hiçbir şey göründüğü gibi değil... Gerçekten tanrılar yok oldu mu? Yoksa yeni bir çağın başında, gölgelerin arasından tekrar mı yükseliyorlar? Tarihin en büyük sırrına tanıklık etmeye hazır mısın? Bu sadece bir kitap değil, *bir destan, bir uyanış ve bir hesaplaşma!
İntikamSercan Öz · İkinci Adam Yayınları · 202563 okunma
Reklam
Puan vermedi·272 syf.··
2026 2. kitabı
Sümerler’in köklü ve çok tanrılı yapısı; Asur, Babil, Hitit, Yunan ve Orta Doğu’daki tüm uygarlıkları etkilemiştir. Çoğu zaman tanrıların isminde bir harf değişirken, zaman zaman aynı tanrı aynı uygarlıkta birçok farklı isimle anılıyor. Daha popüler olan Yunan ve Mısır mitlerine göre çok daha karmaşık bir yapıya sahip. Takibi ve anlaşılması oldukça zor. Yaradılış destanlarının, Yunan mitolojisi dâhil farklı uygarlıklarda ufak değişiklikler ve isim farklılıklarıyla yer alması da en çok dikkatimi çeken, ilginç özelliklerden biriydi. Tufan destanı dışında semavi dinlerle pek bir benzerlik olmadığını da söylemek istiyorum. Zira semavi dinlerin kökeninin Sümer olduğu, benzerliklerin hatta birebir alıntıların bulunduğu çok popüler bir görüş. Yaradılış hikâyelerinin en ilginç yanı ise her şeyin tek tek nasıl yaratıldığını anlatan destanlara sahip olması. Kazma nasıl yaratıldı, tahıl nasıl yaratıldı, kamış nasıl yaratıldı, filanca ot nasıl yaratıldı, kuş nasıl yaratıldı, balık nasıl yaratıldı… Vesaire vesaire, çok ince ayrıntılı bir yaratılış kültürü var Sümer’de. Ayrıca büyü ile ilgili de çok garip destanlar bulunuyor. İshal büyüsü, daha doğrusu ishali kesme büyüsü, sap ve samanın vücuda yapışmasını engelleyen bir büyü, ilk kerpicin ve turanın nasıl yaratıldığıyla ilgili anlatılar gibi çok farklı ve zengin bir içerik mevcut. Ancak çoğu tablet ve destanda çok fazla kopukluk var. Metinler çok anlaşılabilir değil. Çeviriler ise oldukça başarılı; hatta birebir denebilir. Belki de bu yüzden metinler tam anlamıyla akıcı gelmiyor. Sümerce’nin cümle yapısının çevrilmesi zor bir yapıya sahip olması da bundan kaynaklanıyor olabilir. Çoğu zaman tekrar tekrar okunup üzerinde durulması gereken bir kitap.
Sümer-Bâbil Tufan ve Yaratılış DestanlarıAli T. Görgü · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202546 okunma
7/10
·113 syf.··
2026 28. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2026 13:21
Türk tarihçisi Faruk Sümer’in, eski Türk topluluklarında şehirleşme kültürünü ve yerleşik yaşam anlayışını inceleyen önemli çalışmalarından biridir. Kitap, Türklerin yalnızca “göçebe savaşçı toplum” olduğu yönündeki yaygın algıyı sorgular ve Türklerde şehir yapıları, ticaret merkezleri, mimari düzen, devlet örgütlenmesi, ekonomik yaşam gibi unsurlar üzerinden daha karmaşık bir medeniyet anlayışı ortaya koyar. Güçlü Yönler Türklerin tamamen göçebe olduğu klişesine güçlü tarihsel karşılık veriyor. Çin, Arap ve İslam kaynaklarından yararlanması akademik güvenilirlik sağlıyor. Hacmi büyük olmamasına rağmen önemli tarihsel çıkarımlar sunuyor. Yerleşik yaşamın sanıldığından daha güçlü olduğunu gösteriyor. Zayıf Yönler Genel okuyucu için yer yer kuru ve ağır gelebilir. Şehir planlaması veya mimari üzerine daha kapsamlı analiz bekleyenler için kısa kalabilir. Bazı bölümlerde anlatım modern tarih kitaplarına göre daha teknik ve mesafeli. Kimler Okumalı? Türk tarihine ilgi duyanlar Orta Asya ve erken Türk devletleri üzerine çalışan öğrenciler Şehircilik tarihi ve medeniyet çalışmalarıyla ilgilenenler “Göçebe Türk” algısını sorgulamak isteyen okurlar Neden 7 verdim? Bilgi değeri yüksek ama zayıf yönlerde de bahsettiğim sebepler nedeniyle beklentilerimi karşılamadı. Türklerin şehir kurma ve yerleşik yaşam kültürüne dair önemli tarihsel veriler sunan, kısa ama değerli bir akademik çalışma.
Eski Türklerde ŞehircilikFaruk Sümer · Türk Tarih Kurumu Yayınları · 201982 okunma
Bu ada bizim için çok önemlidir…
10/10
·496 syf.··
2026 21. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 20:00
Keşke’den Belki’lere Belki,bir Kıbrıs romanı.Kıbrıs’ın unutulmaz tarihine şahit oluyoruz.Kıbrıs’ın 1958’de fikren 1963’te kalemle, 1974’teyse kanla yazılan tarihini, Kıbrıs’da Türklerin yaşadığı sıkıntıları anlatıyor. Belki kitabı sadece savaşın, göçün ve bölünmüşlüğün hikayesi değil; aynı zamanda insanların bu büyük kırılmalar karşısında nasıl değiştiğinin, nasıl ayakta kalmaya çalıştığının, bazen de sadece ‘belki’ diyerek tutunacak bir dal aradığının hikayesi… Tarihi olayların yanı sıra, roman karakterlerinin duygusal dünyasına da odaklanıyor.Aşk, umut, kayıp ve hüzün gibi evrensel temalar, yaşanan tarihi olaylarla birleşiyor. İngiliz Sarah’ın, Kıbrıs Türkü Sevgi’nin ve anavatandan gelen mücahit Yiğit’in kuşaklar boyunca iç içe geçen hikayesi. Terzi Süha,Zeynep Öğretmen, Zuhal(oğlu Murat), Sümer Öğretmen ve Tomris Hanım,Elena,Ahmet Saravi ,Osman Nuri- Öğretmen Belgin Hanım(oğlu doktor Sarp)Deniz, Gülten Tilki, Cemal ,Sarah (oğlu John Türk adı Can) ,Lena ve ailesi …her birinin içler acısı hikayeleri… Kitabın sonunda Sema Soykan bu kitabı yazmasının en büyük sebebinin Mustafa Kemal Atatürk’ün “ Bu ada bizim için çok önemlidir.” sözünün tesiriyle yazdığını belirtmiştir. **Umut tutunacak ‘belki’ ararmış.Biz de ‘ belki’ler mi bağladık umudumuzu? **İnsanlığın kaybolduğu yerdeysene adalet oluyor ne de huzur. **Belkisi olmaz kararlı insanın. **Vicdan varsa insanın yüreğinde, hangi milletten olursa olsun haksızlığa karşı duyarsız kalamaz. **Mesele esir düşmekte değil, teslim olmamakta bütün mesele…(Nazım Hikmet) **Belkiler elinden bir şey gelmeyenlerin sığınağıdır. **Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır.Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. (Mithat Cemal Kuntay) **Tarih milletlerin hafızasıdır, kitaplar da tarihin hafızasıdır.Ve geleceğe bırakılan
BelkiSema Soykan · Doğan Kitap · 2025580 okunma
Muazzez ilmiye Çığ/Gılgameş(Bilgameş) Destanı
Puan vermedi·95 syf.··
2026 15. kitabı
Muazzez ilmiye Çığ/Gılgameş(Bilgameş) Destanı Destan, insanlığın bilinen en eski yazılı edebiyat eseri olma özelliğini taşır Bugünkü standartlaşmış versiyonu Akadca olarak yazılmış günümüze ulaşmıştır. Britanya Müzesi'ndeki Asurolog George Smith tarafından 1872'de çevrilmişti Eser ,yalnızca bir kahramanlık hikâyesi değil; ölüm, dostluk, iktidar ve insanın anlam arayışı üzerine derin bir düşünce metnidir Temel Konu ve Yapı Destan, Uruk kralı Gılgamış’ın yolculuğunu anlatır. Başta zalim ve ölçüsüz bir hükümdardır. Bir gün Avcılar ormanda hayvanlar gibi davranın bir insan bulurlar bu Gılgameşe eşdeğer bir canlıdır, sonra tapınak fahişeler tarafından eğitilir insan gibi konuşmayı öğretilir ve Enkidu adını verirler Gılgamış’ın karşına çıkarılır, gılgamış‘ta bir kavgaya tutuşur ama hiçbiri birbirini yenemez böylece Gılgamış’la dost olurlar Bu iki karakterin dostluğu, hikâyenin kırılma noktasıdır. Destan 12 tabletten oluşur 1. Tablette Gılgamış’ın kral olması nasıl kral olduğu anlatılır 2. Tablette Enkidu bulunması 3. 4. 5. Tablette Gılgameş ve Enkidu’ nun maceraları 6. Bölümde Enkidunun hastalanması, tanrıça inannanın Gılgamış’ı aşkını ilan etmesi Gılgamış’ın onu reddetmesi üzerine gök boğa‘nın gönderilmesi 7. Tablette Enlidu’nun önümü 8. Tablette Gılgamış’ın yazısı ve Gılgamış’ın tanrılara yalvararak, Enkidu’nun bir günlüğüne dirilmesi , ve yeraltı dünyasını Gılgamış’a anlatması 9. -10. Ve 11. Tablette Gılgamış’ın ölümsüzlüğü araması Utnapiştim’e ulaşması ve bu ölümsüzlük yolculuğunda farklı temaların işlenmesi, Gılgamış’ın sürekli sorgulaması 12. Tablette Utnapiştim’in tabi tuttu testi geçememiş ölüm gerçeğini kabullenmesi Özellikle Enkidu’nun ölümü, Gılgamış’ı sarsar. Burada destanın en güçlü sorusu ortaya çıkar: İnsan ölümlü olduğunu
GilgameşMuazzez İlmiye Çığ · Kaynak Yayınları · 20131,797 okunma
Reklam
Reklam