Mükemmel bir sıhhatle hayatın daima güzel yanını gördüğünden neşeli, şen bir tabiata sahip olarak gezdiği memleketlerde çiçekleri açtıran bahar gibi, geçtiği gönüllerde muhabbet uyandıran gençliğinin en parlak, en coşkun bir döneminde bulunduğu halde kalbinde aşk ve alâkaya bir yetenek, bir eğilim hissetmez ve sanatından başka bir güzel sevmediğini daima bir gurur ve ara sıra gizli bir acıyla itiraf ederdi.