sumeyye

Gördüğüm, değildi bildiğim dünya... Demek ki, yaşadığımızı sandığımız hayatın üstünde bir hayat var; ama onun bestesini zaptetmeye mahsus akort bizde eksik... Bu eksikliğin adı da -ne tuhaf!-sihhat...
Reklam
- Tesbihte neyi arıyorsun? Cevap: - Gafleti Felâketin en büyüğü olan gaflet, zaman olur ki, nimetin en üstünü... Onun içindir ki, nefsin Allah'tan gaflet dileyecek kadar ateşli bir çile noktasına varması ve yine kendisine pay ayırdığını görmekten ihlâs şüphesine ermesi en hususî ibadet kollarından biri olsa gerek
oysa uzun ihsan efendi, dünyanın şahidi olmanın gerçek bir ibadet olduğunu sık sık söylerdi.her insan şu ya da bu şekilde dünyayı okumalıydı. Kuranın kendisi peygamberin dünyayı nasıl okuduğuna bir örnekti ve onun ardında giden herkes,dünyayı onun gibi okuyup şehadetlerini yazmalı ve bunları başkalarına aktarmalıydı. dünyaya şahit olmanın yolu ise maceranın kendisinden başka bir şey değildi. yaşanılanlar,görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu dünyanın şahidi olmaktı.
ey kör! aç gözünü de düşlerden uyan.Simurg’u göremesen de bari küçük bir serçeyi gör. kaf dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri,kuşları,çiçekleri ve tepeyi seyret. bırak dünyanın haritasını yapmayı! daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy. gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam dünyanın kendisini hiç görebilir mi?
asıl sebep ve illetlere varabilseniz göreceksiniz ki en zayıf tarafımız dışımızdadır. gözümü kör eden yedi renktir, kulağımızı sağır eden sesler, ağzımızı paslandıran yediklerimiz, kalbimizi önce coşturup sonra durduran sonsuz koşmalarımızdır. yüksek insan dışına değil, içine kıymet verendir.
Reklam