Richard Mayhew, iyi kalpli ve sıradan bir hayatı olan ana karakterimiz. Bir gün Londra kaldırımında kanlar içinde bulduğu bir kıza yardım etmek için duruyor ve yardımseverliği onu var olduğunu asla hayal etmediği bir dünyaya itiyor: Aşağı Londra'ya. Ve eğer bir gün bildiği Londra'ya dönecekse canavarların, azizlerin ve katillerin içinde olduğu bu karanlıklar şehrinde hayatta kalmayı öğrenmesi gerek.
En sevdiğim Neil Gaiman işi oldu. Kitabı elime aldığımda kendimi bir anda bambaşka bir dünyanın içinde buluverdim. Sade diliyle öylece akıp gitti. Tek bir sayfasından, cümlesinden dahi sıkılmadım. Sonlara yaklaştıkça "keşke bitmese" dedirtti. Tam bir eleştiri sayılmaz ama karakterlerden mi yoksa kurgudan mı bilmem bir şeyler eksik gibi hissettirdi. Yine de keyif aldım tabi kitaptan. Zaten önemli olan da o :)
Tarih bazı devletlerin ve milletlerin acıklı sonlarını yazdığı gibi, bazılarının da nasıl ilerlediğini ve yükseldiğini yazarak bize parlak sayfalar açar. Tarih bize nasıl ve hangi vasıtalarla toplumsal yaşamın güçlendirildiğini, aynı zamanda insanların nasıl eğitildiğini gösterir ki, iki ayaklı hayvanlara ya da büyük karınca kolonilerine dönüşmek yerine akıllı ve mutlu yaşamın yaratıcıları olup büyük sanatkârlara dönüşelim.