(9)bunun gibi, insana katımızdan bir rahmet tattırsak sonra da onu kendisinden çekip al, hemen (önceki lütfumuzu) nankörce unutup umutsuzluğa düşer. (10) yine, başına gelen bir darlıktan, sıkıntıdan sonra bir bolluk, bir genişlik tattıracak olsak hemen “musibetler yakamı bıraktı!” diyerek, kendinden bilir, kurumlu boş bir sevince kaptırır kendini. (11) insanların çoğu böyledir; tabii güçlüklere göğüs geren, dürüst ve erdemli davranan kimseler bunun dışında; işte bu sonrakiler ki, onları günahlarından ötürü arınma, bağışlanma ve büyük bir mükafat beklemektedir.
De ki: “ o sizin tanrılaştırdığınız varlıklardan hiç size hakka eriştiren var mı?”
De ki : “(yalnızca) Allah’tır, hakka eriştiren. Öyleyse, hakka eriştiren mi izlenmeye layıktır, yoksa kendisine yol gösterilmedikçe bir başına doğru yolu bulamayacak durumda olan mı?
Peki, ne oluyor size ve muhakemenize!”
ayrıca o karanlık ve acı dolu bir haldeyken bile, tanrının onlarla birlikte olduğunu anladı. “ben fark etmiyorum diye neden o benimle birlikte olmasın ki?” diye düşündü.