Bazen insan hayattan değil, kendinden kaçar!
Puan vermedi·264 syf.··
2026 8. kitabı
Nihan Kaya’nın kitaplarını okurken genellikle çocuklarla, aileyle, toplumla ilgili güçlü eleştirilerle karşılaşmaya alışmıştım. Bu yüzden Disparöni ya da Yaşama Korkusu’nu okurken beni en çok şaşırtan şey, kitabın daha çok insanın kendi içine dönmesine neden olması oldu. Kitabın merkezinde korku var ama bildiğimiz anlamda bir korku değil. Daha çok yaşamaya dair bir çekingenlik, kendi hayatının sorumluluğunu almaya dair bir ürkeklik, bazen de insanın kendi hakikatinden kaçması… Kitabı okurken sık sık şunu düşündüm: İnsan gerçekten yaşamak istediği hayatı mı yaşıyor, yoksa kendisinden beklenen hayatı mı? Çünkü çoğu zaman bu ikisini birbirine karıştırıyoruz. Toplumun, ailenin, çevrenin onayladığı bir hayat sürerken kendi içimizde giderek küçülebiliyoruz. Nihan Kaya’nın kitaplarında sevdiğim şeylerden biri, rahatsız edici sorular sormaktan çekinmemesi. Bu kitapta da bunu yapıyor. İnsanın kendine anlattığı hikâyeleri, kendini korumak için kurduğu savunmaları ve bazen kendi hayatının önündeki en büyük engelin yine kendisi olduğunu gösteriyor. Kitap boyunca hissettiğim duygu biraz hüzündü. Çünkü insanın kendi hayatına yabancılaşması, kendi isteklerini yıllarca ertelemesi ve sonunda ne istediğini bile unutması düşündüğümüzden çok daha yaygın bir durum. Belki de bu yüzden kitap bana çok uzak gelmedi. Nihan Kaya’nın bazı görüşleri gibi bu kitap da herkesin hoşuna gitmeyebilir. Çünkü insanın başkalarını eleştirmesi kolay, kendine dönüp bakması ise oldukça zor. Bu kitap biraz da bunu yapmaya davet ediyor. Suçu sürekli dışarıda aramak yerine insanın kendi korkularıyla yüzleşmesini istiyor. Kitabı bitirdiğimde elimde kesin cevaplar yoktu. Ama bazı iyi kitaplar cevap vermekten çok soru bırakır. Disparöni ya da Yaşama Korkusu benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Bitince
Disparöni ya da Yaşama KorkusuNihan Kaya · İthaki Yayınları · 2018535 okunma
Ailelere karşı çocukların tarafını tutmak…
9/10
·72 syf.··
2026 4. kitabı
Nihan Kaya’nın kitaplarını okudukça şunu fark ediyorum: Aslında farklı başlıklar altında dönüp dolaşıp aynı yere geliyor. Çocuğa. Çocuğun korunmasına. Çocuğun görülmesine. Çocuğun ciddiye alınmasına. Bütün Çocuklar İyidir de bunun en net ifade edildiği kitaplardan biri. Kitabın adı ilk bakışta iddialı gelebilir. Hatta bazı insanlar için rahatsız edici bile olabilir. Çünkü günlük hayatta ne kadar kolay “yaramaz çocuk”, “huysuz çocuk”, “şımarık çocuk”, “problemli çocuk” dediğimizi düşününce, bütün çocukların iyi olduğu fikri kulağa fazla romantik gelebiliyor. Ama Nihan Kaya’nın anlatmaya çalıştığı şeyin romantizm olmadığını düşünüyorum. Kitabı okurken benim anladığım şu oldu: Çocuklar dünyaya kötü olarak gelmiyorlar. Kötülük dediğimiz birçok davranışın arkasında görülmemişlik, ihmal, korku, değersizlik hissi, sevgi eksikliği ya da yaralanmışlık yatıyor. Biz çoğu zaman sonuca bakıyoruz ama sebebe bakmıyoruz. Belki de bu yüzden Nihan Kaya’nın çocuklara bakışı bana her zaman kıymetli geldi. Bu kitapları ilk okuduğumda anne değildim. Üstelik uzun yıllar çocuk sahibi olamayan bir kadındım. Buna rağmen söylediklerinde çok güçlü bir hakikat payı buluyordum. Şimdi iki çocuk annesi olarak dönüp baktığımda da aynı şeyi hissediyorum. Hatta çocukların ne kadar savunmasız olduğunu her gün yeniden gördükçe söyledikleri bana daha anlamlı geliyor. Kitap boyunca dikkatimi çeken noktalardan biri de çocukların ne kadar kolay suçlu ilan edildiği oldu. Bir ailede işler yolunda gitmiyorsa suçlu çocuk. Bir çocuk öfkeleniyorsa suçlu çocuk. Bir çocuk uyum göstermiyorsa suçlu çocuk. Oysa yetişkinlerin davranışları çoğu zaman aynı mercekle incelenmiyor. Nihan Kaya tam da burada durup rahatsız edici bir soru soruyor: Çocuk gerçekten sorun mu, yoksa sorunun görünen yüzü mü? Bu soru bana, daha
Bütün Çocuklar İyidirNihan Kaya · İthaki Yayınları · 20194,265 okunma
Reklam
Çîroka Şervanê Kurdan ,Xeyri♡
10/10
·328 syf.·
Beğendi
·
2026 39. kitabı
"Ji bîrkirin îxanete. Xiyanetê em şikandin ne şer. Ma ne her tişt dawiyek heye? Çima dawiya êşê tune ye..." Bu kitap; ölümün o buz gibi soğukluğuna karşı sıcacık, tertemiz bir tebessümle direnenlerin ve ne olursa olsun pes etmeyenlerin hikayesi. Kitabın satırları arasında gezinirken zihnimde hep şu acı gerçek yankılandı: "Ez dikarim hemû tiştan jibîr bikim, lê xiyaneta wan kesan na jibîr dibe ku hevalê me winda kirin." Kitapta beni en derinden etkileyen karakter şüphesiz Xeyri oldu. Her şeye rağmen pes etmeyen, gerçekleri dünyaya haykırmak için adeta ölüme meydan okuyan bir irade... Kaç kez ölümün kıyısından döndü, kaç kez donmak üzereyken kendi kendini ayağa kalkmaya zorladı? Onun yaşadıklarını bir başkası yaşasaydı çoktan ölüme teslim olurdu. Xeyri’nin o sert ve dirençli duruşunun arkasında, içindeki o kadar tatlı, o kadar saf bir çocuk saklı ki... İnsanın onu sarıp sarmalası, bağrına basası ve dünyanın tüm kötülüklerinden koruyası geliyor. Xeyri’nin kendi kendisiyle olan içsel atışmaları, vicdani muhasebeleri ve her seferinde doğru karara ulaşma çabası, hepimizin ondan öğrenmesi gereken çok kıymetli dersler barındırıyor. Kitap bize en çok da şunu fısıldıyor: Ne olursa olsun, insan kendi değerlerine ve kendinden olana ölse bile ihanet etmemeli. Kitabı okurken heyecandan ve endişeden nefesimin kesildiği anlar oldu. Mereto köpeğinin yaşattığı hayal kırıklığından sonra, Xeyri; Bawer ve Murat ile karşılaştığında içimi büyük bir korku kapladı. "Acaba onlar da mı ihanet edecek?" endişesiyle sonraki sayfaları okumakta zorlandım. Kitabın derinliğini tam anlamıyla kavramak, sindire sindire okumak için kendimi ne kadar yavaşlatsam da bir baktım ki kitabın sonuna gelmişim. O kadar akıcı ve sürükleyici bir anlatımı var ki zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Xeyri; ne
Şervan
Gülümse Ölüm Utansın 2Xeyri Garzan · Aryen Yayınları · 2018189 okunma
10/10
·74 syf.··
2026 33. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 11:30
Dönüşüm bir solukta okuduğum ve beni içine çeken bir kitap oldu.Yazarın bize anlatmak istediğini anladığımızda çok etkilenerek okuyacağımız fakat anlamadığımızda ise ben ne okuyorum diyeceğimiz bir kitap. Kısaca konusuna değinmek gerekirse ana karakterimiz olan Gregor Samsa'nın bir sabah böceğe dönüşmesi ile başlıyor ve biz kitap boyunca insanların Gregor'a karşı tavrını okuyoruz. Gregor şu zamana kadar ailesi için çalışmış,çabalamış ve ailesini seven onlara bağlı bir karakter.Yine işe gideceği bir sabah uyandığında bir bakıyor ki böceğe dönüşmüş,burada beni en çok etkileyen şey böyle bir değişime rağmen Gregorun umrunda olan tek şeyin işe geç kalmış olması oldu,bir böceğe dönüşmektense işe geç kalmamak onun için daha önemliydi. Ailesinin Gregoru gördüğü kısımdaki tavırları da dikkat çekiciydi özellikle babası Gregora karşı tiksinti ve nefret içerisindeydi,annesi yıkılmıştı,kızkardeşi ise ilk başlarda onu hala abisi olarak görsede ondan tiksiniyordu ve zaman geçtikçe onu abisi olarak görmeyi de bıraktı ki bence Gregora en büyük yıkımı yaşatan da kızkardeşiydi. "sevgili anneciğim,sevgili babcığım,bu böyle devam edemez.Belki siz farkında değilsiniz ama ben farkındayım.Şu yaratığın önünde ağabeyimin adını telaffuz etmek istemiyorum,bu nedenle tek bir şey diyeceğim:bundan kurtulmanın bir yolunu bulmalıyız.Biz insan olarak ona bakmak,ona tahammül etmek konusunda elimizden geleni yaptık,sanırım kimse bizi bu konuda en ufak bir şekilde suçlayamaz." işte kız kardeşinin bu sözleri bardağı taşıran son damlaydı.Kızkardeşi Gregorun onları anlamadığını savundu oysaki kitap boyunca bir şeyleri anlayan tek kişi Gregordu ve ailesi onu hiç anlamadı,Gregoru yaraları,acıları,yalnızlığı ve tutsaklığıyla baş başa bıraktılar en sonunda Gregor daha fazla dayanamadı ve herkese göre
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022267,9bin okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 27. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 17:02
Hayal kırıklığı uğradım açıkçası. Şimdi bu kitabı bitirdim ve incelemelerine bakıyordum. Ve açıkcası şunu diyebilirim ki bir şeyler anlatıyor gerçekten. Ancak hocamız bize şöyle bir şey demişti. Herkes bir şey anlatabilir, önemli olan onu herkesten farklı anlatmaktır diye. Bu kitap tam da onu yansıtıyor bence. Yani okuyabilirsiniz ancak belki erkek olduğumdan belki de daha farklı bir şey beklediğimden beni etkilemedi. Yorum yapacak bir şey de bulamıyorum açıkcsası. Çok büyük beklentiyle okumuştum.
İnceleme
Sırça FanusSylvia Plath · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201917,2bin okunma
Puan vermedi·202 syf.·
2026 153. kitabı
Korkuyu Beklerken eseri Oğuz Atay'ın sekiz öyküsünden oluşan bir öykü kitabı. Tüm öyküler içinde kitaba da ismini veren Korkuyu Beklerken öyküsü en beğendiğim öykü oldu diyebilirim. Yazarın daha önce Tehlikeli Oyunlar eserini de okumuştum. Genel olarak okurlar Oğuz Atay okumanın zor olduğunu, Tutunamayanlar kitabının çok beğenilmesine rağmen bir çok okur tarafından en çok yarım bırakılan kitaplardan biri olduğunu da biliyoruz. Okuduğum iki kitabı doğrultusunda şunu söyleyebilirim ki sanırım Oğuz Atay'a Tutunamayanlar'dan başlamak doğru bir seçenek değil. Korkuyu Beklerken eseri ile yazarla tanışmanın daha doğru olacağını düşünüyorum. Kısa öykülerden oluştuğu için yazarın üslubuna, mizahi anlatımına, olaydan çok bireyi ele alan, hatta onun kafasının içini ele alan anlatım tarzına alışmak açısından başlangıç için daha doğru bir seçenek olacağı fikrindeyim. Benim için de artık Tutunamayanlar zamanı geldi, kendimi hazır hissediyorum diyebilirim :) Okumayı düşünen herkese şimdiden keyifli okumalar dilerim...
İnceleme
Korkuyu BeklerkenOğuz Atay · İletişim Yayıncılık · 202233,4bin okunma
Reklam
Reklam