Bergman'da Sessizlik Fazlalığı
Ingmar Bergman'ın "Tanrı'nın Sessizliği" üçlemesi (Through a Glass Darkly, Winter Light, The Silence) üzerine hazırladığım bir metni paylaşıyorum; drive.google.com/file/d/1l4-JJHu... #306135394 , #306135495 Bergman'dan bu alıntılara karşılık onun filmlerinin bende oluşturduğu izlenim aksi yönde seyir etti. İçinde sıkışmış olduğu durumu ne kendisine ne izleyicisine anlatabildiği bir sıkıştırma ortamında anlamı ve anlatıyı baskılayarak, onları yapay bir gerilimle yüklüyordu benim deneyimimde. Bu sebeple metnimde fazlalığı "haysiyetsizleştirme/pornografi" karşılığıyla kurmaya çalıştım ve Jean-Luc Nancy, Giorgio Agamben, Maurice Blanchot ile değerlendirmeyi denedim. Bergman'ın karakterleri dünyaya ve birbirlerine yapışmaya çalıştıkça dokunamayışlarında kendilerini kaybederken, saydığım isimlerin mesafeyle kurdukları ilişkide hem varoluşsal hem yaşamsal deneyimi sunuşlarını vurgulamak istedim. Çalışmam sırasında Dilek Bilgin hocamın #305679785 paylaşımı ve Muberra hocamın #304539351 paylaşımı ilgimi çekti ve metnime ekledim. Paylaşımları ve okumaları için onlara teşekkür ediyorum. Filmler hakkında yorumu olan varsa ya da metni tartışmak, eleştirmek isterseniz sizleri bekliyorum. Her ifadeye açığım ve çekinmeyin lütfen. - ~~ - ~~ - ~~ - ~~ - Filmler; letterboxd.com/film/through-a-... letterboxd.com/film/winter-light letterboxd.com/film/the-silence
'İNCİ' Bana bunu yapma demiştim...
66. BÖLÜM ✨️Serkan✨️ Sert ellerimin arasında tuttuğum yüzü, dünyanın en nadide ipeğinden bile daha yumuşaktı. Teninin sıcaklığı avuçlarımdan kalbime sızarken, o yeşil gözler... Parmaklarındaki pırlanta tektaş gibi ışıldayan o yeşil derinliklerde, daha önce görmediğim bir şeffaflık vardı. Orada sadece sevgi yoktu; sarsılmaz bir sadakat ve ruhunu önüme seren bir aşk vardı. Artık her zamanki dik duruşu, güçlü görünme çabası yoktu. Geçmişin o ağır kamburu, geleceğin belirsiz korkuları ve ruhunun en ince kırılganlıklarıyla duruyordu karşımda. Gizlemeden, saklamadan en mahrem yaralarını bile iyileştirmem için tüm çıplaklığıyla önüme sermişti. İleriye götürmemi istemiyordu, ona yardım etmeliydim ve kendimi dizginlemeliydim, ona karşı duyduğum bu tutku, onu sarıp sarmalama hissi ve her bir zerresini hissetme arzusuyla yansam da İnci'yi anlayabiliyordum, zorlamadan, korkutmadan sabırla ilerlemeliydim. Ben böyle yaptıkça o zaten bir adım daha atıyordu bana, bu ilişkiyi bir adım daha öteye taşımama izin veriyordu bana... "Dışarıya bakmak ister misin?" diye fısıldadım. Sesim, içimde kükreyen arzuyla çatallanmış, nefesim kesilmişti. Beni öpmenin etkisiyle yanakları al al olmuş, göğsü hızla inip kalkmaya başlamıştı. Teklifimle birlikte, yeşil deryada bir anlık korku kıvılcımı çaktı. "Güven bana," dedim sesimi en kadife tonuna bürüyerek. "Gördüğün manzara, içindeki tüm korkuları dağıtacak." Başını hafifçe salladı, bakışlarını gözlerime mühürledi ve büyülü cümleyi kurdu: "Güveniyorum sana." Bu iki kelime, kulaklarımda "seni seviyorum" dan çok daha görkemli bir melodi gibi yankılandı. Çünkü İnci için sevmek bir ihtimal, ama güvenmek bir mucizeydi. Geçmişin gölgesinde sevmiş ama hiç güvenememişti; ne kendine ne de karşısındakine. Şimdiyse güveniyordu bana ve
1000Kitap
Reklam
Kadınlar gelip geçiyordu mahzun, topuklu ayakkabıların sesleri, abartı makyajlar ve parfüm kokuları havada uçuşuyordu. Sonra bir kadın geldi, ceketini çıkarttı ve masaya oturdu. Kendini sunuş biçiminin hitap ettiği kitleyi belirlediğini biliyordu. Biraz bakınca şapkamı elime alıp selam vermek istedim. Bunu görünce anlaşıldığını bilmenin de tebessümüyle gülümsedi.
Bir dönemin anchorman'i Reha Muhtar hayatını kaybetmiş. Habercilik yönü zayıf ancak etki alanı fazla birisiydi. Kendisine has üslubu ile izleyenleri ekrana bağlamayı başarırdı. Onun haberciliğinde izleyenler haberin içeriğine değil, Muhtar'ın sunuş şekline malzeme çıkarırdı. Maddi ve dünyevi anlamda herşeye sahip biri olduğunu biliniyordu. Kulüp yöneticiliği, habercilik, güzel kadınlarla birliktelik ve hepsinin getirdiği şaşaalı bir hayat neticesinde meydana gelen sağlık sorunları. Bir döneme iz bıraktığı düşünüyorum.
İnsan ve Duygular
Alalakh'tan Astarte levhası. Bu muhtemelen bir adak sunusuydu ve çıplak bir adak tanrıçasını tasvir ediyor olabilir. Ancak genellikle Astarte'nin bir temsili olarak kabul edilir. MÖ 1570-1500. Türkiye, Hatay ili, Tell Atchana'daki V. Kat Sarayı'ndan. (British Museum, Londra).
Kendiniz hakkında bir şeyler duymak ister misiniz?
🗨Deneyim gerçekten de o kadar önemli mi? “Benim bu işte kaç yıllık tecrübem var” diye konuşanlardan neden uzak durulmalı? Hem özel yaşamlarımızda hem de iş hayatında geri bildirimin gerektirdiği yüzleşmeye neden uzağız? Hayatta en iyi geri bildirim kimden alınır? Kişilik konu olduğu zaman en sık duyduğum soru “Kişilik değişir mi?” sorusudur. Bu soru çok yerindedir çünkü kişiliği hayat boyu oldukça sabit kalan özellikler bütünü olarak tanımlıyoruz ve kişinin belirli bir durumda bir davranışı gösterme olasılığı olduğunu söylüyoruz. Hiç şüphesiz kişiliğimizin temelini oluşturan genetik özellikler değişmiyor ancak davranışımızı değiştiren bazı durumlar var. Bunlardan biri zaman. On yıllar içinde kişilik özelliklerinin bazıları değişiyor, örneğin tedbirlilik yaşla artıyor. Bir başka değişim nedeni büyük travmalar. Bu tür yaşantılar hayat ve davranış değişikliğine yol açabiliyor. Bir diğer değişim aracı iyi bir psikoterapi. Böyle bir süreçten geçmenin insanların hayatlarında dönüşüme neden olduğunu biliyoruz. Ancak insan davranışlarındaki değişim konusunda en önemli olanı ve bir bakıma en kolay gibi gözükeni geri bildirimdir. Çünkü geri bildirim gündelik hayatın içinde yer alabilir ve kişiliğin uzantısı olan davranışları değiştirmek konusunda anahtar rol oynayabilir. Bunun için adil ve doğru olmasa da yanlış yerde, zamanda ve biçimde verilse de, duygu durumunuz uygun olmasa da geri bildirimden yararlanmak hem daha iyi insan olmak hem de meslekte ilerlemek için yaşamsal bir önem taşıyan beceridir. Bu beceri kişi isterse bütün beceriler gibi öğrenilebilir ve kişi kendisini geliştirebilir. Deneyim gerçekten de o kadar önemli mi? __Zamanımın önemli bir bölümü yöneticilerle yaptığım çalışmalarla geçiyor. Onlara şu soruyu soruyorum: “Genç bir çalışan
Makale|Yazı
Reklam
Reklam