sunuş'tan..
"İlkellerin" doğaya gösterdiği saygıyı, Batı kültürü "tapınma" diyerek aşağılıyor; kendi "paraya tapınma" kültürlerinin ve yaşamı tek boyutlu algılamanın gerçek "ilkellik" olduğunun farkında bile olmadan. Bir Toltek'in dediği gibi; "Biz ağaca baktığımızda onu dinler ve ondan çok şey öğreniriz. Siz beyazlar, ağaçtan ne kadar kereste ve kâr elde edebileceğinizi hesaplarsınız." Don Miguel Ruiz Dört Anlaşma
Alımlama Estetiği Kuramı
Berna Moran'dan "Alımlama Estetiği ya da kuramı (Rezenptionsasthctik) 1960’ların sonundan bu yana edebiyat eserlerinin anlamı ve yorumu ile ilgili olarak okurun işlevini inceleyen çeşitli kuramlara verilen genel bir addır. Ama bu çeşitlere geçmeden önce, alımlama kuramının, Duygusal Etki Kuramı’ndan nasıl ayrıldığını belirtmekte yarar var. Duygusal Etki Kuramı’nı incelerken söz konusu etkinin, arınma, zevk, heyecan ve estetik yaşantı gibi psikolojik alanda etkiler olduğunu belirtmiştik. Sanatın işlevi bu etkileri uyandırmaktı ve sanatı tanımlamak için sanatın özü olarak ileri sürülüyordu. Alımlama kuramı ise sanatın tanımıyla uğraşmaz, anlam sorununa eğilir. Esere anlamı yazar mı yükler, eserdeki sözcükler mi üretir, yoksa okur mu verir? Bu bir duygu sorunu değildir, düşünsel ve bilgisel bir sorundur ve bundan ötürü alımlama kuramı yorumbilim (Iıcrrnctıetics) bağlamında öne sürülmüş bir kuramdır. Yeni Eleştiri ve Yapısalcılık yazara da, okura da sırt çevirmiş kuramlardır. 1960’ların sonunda ise ortaya atılan kuramların çoğu doğrudan doğruya okur merkezli olmasalar bile hiç değilse okura dönük yönleri olan kuramlardır. Macherey ve Eagleton’un Marksist eleştirisinde olsun, Derrida’yı izleyen yapı-sökücülerin metin incelemesinde olsun, kimi feminist eleştirmenlerin eserlere kadın gözüyle bakma yöntemlerinde olsun okura önemli rol düşmektedir. Eleştiride okurun ön plana çıkmasının nedenleri karmaşıktır ve esas amacımız da bunu açıklamak değil. Bununla birlikte bir iki noktaya değinmek yararlı olabilir. Nedenlerden biri, modernist edebiyatın okuru edilgen durumdan çıkararak, karakter, olay, zaman ya da mekan ile ilgili karanlık bırakılmış birçok noktayı çözmeye davet etmesidir. James Joyce, Franz Kafka, Allen Robbe-Grillet, W. Faulkner, S. Beckett ve daha birçok romancı,
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
08.04.2013 06.10 - 11.50 Nöbetçiyim. İdareye zorla seçtirdiğim okuma becerileri dersinde okumak için götürdüğüm Hayvan Çiftliği'ni masaya bırakıyorum. Pencereden, gelen servislerin plakalarını almaya çalışıyorum. Çocuklar evden getirdikleriyle sobayı yakmaya çalışıyor, onları sınıfta yalnız bırakamam. İ... usulca alıyor masadan kitabı. Tepki vermiyorum. Camdan yansımasını izliyorum. Okumaya Sunuş'tan başlıyor. Seviniyorum. Ön sözleri atlamamayı öğrenmiş. Gelecek tüm servisler bitince dönüyorum masaya. İ...'nin önünde duran, sayfalarının çoğu kayıp Falaka'yı alıyorum; ona hiç bakmadan. Bana bakıyor kızıp kızmadığımı anlamak için. Çakmak çakmak bakar o. Serttir aynı zamanda ama ürkekti de tam o anda. Zekidir ayrıca. Dudağımın bir kıvrımından anlıyor kızmadığımı. Arkasına yaslanıp okuyor rahatça. Ders bitti. Ben montumu giyerken o, çoktan değiştirmişti kitapları. Çıktım. 5 öğretmenli, 8 derslikli, herkesin her dersin öğretmeni olduğu okullarda paramparçadır ders programları. Dersin ikinci yarısı günün son saatine denk geliyor. Gözümün içine bakarak, hiçbir şey söylemeden uzanıyor kitaba -ama bu kez daha güvenli- ve ihmal etmiyor beni, kendiliğinden bırakıyor Falaka'yı önüme. Hemen yaslanıyor arkasına, bu kez fazlaca. Bir süre sonra dikkatimi çekiyor arkasında oturan S... de okuyor kitabı onunla. Dayanamayıp fotoğrafını çekiyorum o sahnenin. Amacım mı? Sadece mutluyum. Pek çoğuna henüz okuma yazma öğretmeye çalıştığımız o günlerde bir 5. sınıf öğrencisinin bir kitabı merak edecek kadar kitaba yaklaşmasından mutluyum sadece. ------------------------------------ Kitabın yaşına uygun olmadığını, ileride okursa daha iyi anlayacağını söylediğimde, "Ben de bir gün büyüyeceğim, şimdi sıkıcı geldi ama o zaman anlayıp sevip sevmediğime bakarım, öğreneyim." demesi kurdurdu