Tıpkı, gezginin bir zirveye vardığında geride bıraktığı yolu tüm kıvrımları ve dönemeçleriyle, bağlantılarıyla kuşbakışı görüp öğrenmesi gibi; biz de eylemlerimizin, başarılarımızın ve yapıtlarımızın arasındaki gerçek bağıntıyı, ancak yaşamımızın bir döneminin ya da bütününün sonuna geldiğimizde kurarız.
Bir insanı kıskanılmaya değer yapan, yargı gücü bulunmayan kandırılmış büyük kitle tarafından büyük bir adam olarak görülmesi değil, onun büyük bir adam olmasıdır; sonraki kuşakların onun adını duyması değil, onun yüzyıllar boyunca korumayı ve üzerine düşünülmeyi hak eden düşünceler üretmesi büyük bir mutluluktur.