Bir süre sonra yaşamın garipliği beni bir iç suskunluğuna itiyor. Artık çaresiz ruhumun yakınmalarından başka bir şey duymaz oluyorum. Ruhum kendi inceliğine yakışır bir şeyler yaşamak istiyor, gerçeğin zoraki aboneleğine yenik düşmek istemiyor.
Birbirimizi ikna etme yeterliliğine sahip olamayışımız, küçümseme dolu hakaretlere, yumruklara, bıçaklara, tabancalara, bir tetiğe bağlı dinamit lokumlarına ya da nükleer uçak gemilerine neden gerek duyduğumuzun mutlak kanıtıdır. Bütün felaketlerimizin aslında tek bir nedeni vardır: fikirlerimizin kutsal oluşu.
"Tanrı, içindeki tahammülfersa boşluğu doldurmak için evreni yaratır. Evrenin içine gezegenleri, gezegenlerin içine dünyayı, dünyanın içine hayatı, hayatın içine insanı yerleştirir. Ve onun içine koyacak bir şey bulamaz. İşte insan denen tuhaf hayvanın, varlıkların en yücesi ve anlamsızı kılınışının hikayesi."