Kitabı rafta ilk gördüğümde ,adı ,dikkatimi çeken ilk şey oldu. Katabasis. Anlamanı merak ettim Yunanca yeraltı dünyasına iniş anlamı taşıyormuş. Eve getirir getirmez okumaya başladım ve bir diziyi izler gibi okudum .karakterleri, kurguyu sevdim. Dili oldukça akıcıydı . Matematik, felsefe ,mitolojiyi içinde barındıran bir macera kitabı tadındaydı. bazıları bu kitabı hiç sevmemiş olabilir ama ben son sayfasına kadar elimden bırakamadım. İçinde paylaşmanın önemini, aşkın yaptırabileceği fedakarlığı ,arkadaşlığı, ihaneti,pişmanlığı, affetmeyi işlenen temalar arasına bulabilirsiniz.Cehennemin farklı yönleri tasvir ediliyordu. Akademik bir disiplin olarak büyüyü ele alan, akademik bir evrende geçiyor. Çok yakın bir arkadaşımın da içinde bulunduğu akademi dünyasına yapılan eleştirileri çok da abartılı veya hatalı bulmuyorum ,oradaki rekabete çok güzel değinlmiş. Akademi dünyası gerçek bir cehennem gibi tasvir edilmiş orada bir yer edinmenin zorluğu ve zorunluluğu üzerine güzel Taşlar atılmış. Yozlaşma , iki yüzlülük, rekabet, sömürü, ayrıcalık, açgözlülük, başarılı olmaya saplantı gibi kelimelerin orayı tanımlayan kelimeler arasında olması çok acı… Ana karakterlerine gelince Alice Law,Peter,profesör Grims ve tabii ki de süpriz,etkileyici birkaç karaktere de yer veriliyor. Beni en çok etkileyen karakter ise cehennemdeki Elsepeth karakteri. Kitabın sonunda bunun sebebini eminim siz de anlayacaksınız. Prof Grims, açgözlü insanları küçümseyen ve cinsiyetçi bir akademisyen. Kendi dışındakileri görmezden gelen başkalarına çok saygısı olmayan biri. Başına gelenlere üzüldüm desem yalan olur. Aliceve Peter ise profesörün tez öğrencileri aynı zamanda iki rakip. Alice çok zeki fakat onaylanmaya ihtiyaç duyan, başarılı olmaya saplantılı hatta bu uğurda yemek yemeyi, uyumayı bile