Farkında olmalı insan...
Evvela kendisinin...
...
Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını fark etmeli...
Anne karnına sığarken, dünyaya nasıl sığmadığını...
Kulağına okunan namazsız ezanı fark etmeli...
...
Henüz bebekken, 'Dünya benim!' dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu, aynı avuçların ölürken, 'İşte, her şeyi bırakıp gidiyorum...'dercesine apaçık kaldığını fark etmeli.
Akabinde iki metrelik yere cepsiz kefenle nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli...
...
Fark etmeli sonra, bir dakika sonrasını...
'Engelli' olma ihtimalinin bir trafik kazası kadar yakın olduğunu...
Azrail'in her an süpriz yapabileceğini...
...
Nasıl yaşarsa öyle öleceğini fark etmeli insan...
Ve ölmeden önce ölebilmeli...
...
Hayvanların yolda, kaldırımda, çöplükte; fakat kendisinin çeşit çeşit hazırlanmış mükellef sofralarda yemek yediğini fark etmeli...
Ve ona göre yaşamalı...
...
Fark etmeli...
Gülün hemen dibindeki dikeni, dikenin yanı başındaki gülü fark etmeli...
...
Burun kıvırdığı sofralara hasret kalanları fark etmeli...
...
Sevdiğine, 'Seni her şeyden ve herkesten çok seviyorum, ' diyebilmenin mutluluk yolundaki müthiş gücünü fark etmeli...
Sonra imtihanını fark etmeli insan...
Dünyadaki imtihanını...
Evladını, malını, sevdiğini...
Fark edip sabretmeli, emanetini kaybetmek zamanına kadar...