"Kadın olmak nasıl bir şey en ufak bir fikrin var mı?" "Sürekli yargılanmak demek. Kıyafetlerinle, kıvrımlarınla. Televizyonu her açtığında daha zavıf ve daha qüzel olman qerektiğini duymak demek. Normal sekilde yaslanıyorsan kendine bakmavı bırakmıssın demek, vaslanmayı durduracak bir sey yaparsan da fazla zorluyorsun demek." "Kadın olmak bir nefeste kendi adına konuşmayı, sonraki nefeste susmayı öğrenmek demek. Sürek/ ama sürekli savasmak demek."
Köyün matemi İşte geldim mezerine Ağlıyorum üzerine Emmilerim düğün kurmuş Adananın pazarına İnce Hacı Sarızlı bir gençtir 1910 lu yıllarda geçimini sürek alır sürek satarak kazanır yani rızkını büyükbaş hayvan sürüsünden elde eder bir gün Ceyhanda zühre adlı bir kız görür zühre gökte bir yıldız ismidir zühre kızda gönle ateş düşürür yanıyorum yanıyorum gökte bulut dönüyorum diyen ince Hacı dünyalar güzeli Anadolunun bu güzel kızına gönül kaptırır kız genç aşığa şu işliği görüyon mu bedenime dar geliyor benim için ördürdüler diyerek yiğit aşığa ter kokulu gömleğini hediye eder artık ince ağaya sevdiğinin kokusunu koklamadan sabah olmaz ve kızın babasına çoban olur yayla zamanı kıza usulca sokulunca kız ona düşman gelir katar katar gayrı canımdan usandım obalar vuruyor sözü diyerek seviyorsan babamdan iste diyince adam cevap verir ben senin çobanınım diyerek üzerinden çoban elbisesini çıkarır üstünde kızın nakış nakış ördüğü içlik vardır fakat her köy aşığı gibi onlarada kavuşma nasip olmaz birbirlerine kaçarlar fakat kızın babası damadına pusu kurdurur ve geride içli bir ağıt yankılanır Ceyhan ovasında zühre kız sevdiğine şunları söyler işte geldim mezerine Ağlıyorum üzerine emmilerim düğün kurmuş Adananın pazarına ve bir yaz günü kör olası berdel yıkılası töre genç gelini sevdiğinin abisine gelin ederler Gelin ise canına kıydığında o gelinlik geline kefen düğün ise köye matem olur
Duygu ve Düşünce
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Hayat da böyle bir şeydir işte. Sürek avıdır. Ya sen indirirsin ya seni indirirler. Seç birini, öyle dedi. O tokat bana ders oldu. Bir daha hiç ağlamadım. Hayvan avında da insan avında da. Avlar ve avcılar vardır o kadar. Av mı olacaksınız avcı mı?." #ŞenerŞen AV Mevsimi film 🎬🎥🍿
Lakırdı
Bilindiği üzere konmak ve söyleşmek yani konuşmak için, konacak uzam ve en az iki kişi gerekir. İki kişi konuştuğunda, lisanları ne olursa olsun, en azından dört, beş bin yıllık enstrümanları kullanırlar, ki bu dört beş bin yıllık enstrümanlar da, kendilerinden evvelki dört beş bin yıllık enstrümanların geliştirilmesiyle peyda olmuşlardır. Ucu, iki ayağı üzerinde doğrulan ilk kişiye, yani ilk insana varan bir zincir gibi düşünülebilir. Konuşanlar farkında olsunlar ya da olmasınlar, enstrümanları kullanırken, kendileri de birer çalgıya dönüşür. Tohumu, yani buğdayı, yani ekmeği terennüm ederler. Zaten ilk insan sürgün vermesi için dünya toprağına ekilen bir tohumdan başka nedir? Konuşur, yani kendilerini çalgı kılarken, ezgilerini güzelleştirebilmenin yeni yöntemlerini eski üst-öykülerden türetirler. Anlamak namlı eylem buradan doğmuştur. Çalgılarını, bir başka değişle kendilerini, anlayış vasıtasıyla akort ederler. Ekmeğin yanına üzüm eklenir böylece. Ekmek türküleri, şarap türkülerine yol verir. Gün olur, megakentler kurulur. Köy kasaba kentteki 'ben nereye aitim?' (cevap: Bu ele) Sorusu, megakentte 'ben kimim?' (cevap: Ara bul) Sorusuna dönüşür. Çalgıyı akort edecek anlayış, artık kişiye dağıtılmaz olmuştur. Nitekim töreli pre modern toplumda anlam dağıtılırken modern toplumda anlamı inşa etmek kişiye terk edilmiş bir sorumluluk haline gelmiştir. Kişiler arası birliği (kohezyon) ve aidiyet hissini neredeyse otomatik bir biçimde sağlayan kurumlar geçen yüzyıldan bu yana zayıflamayı sürdürdüler. Dini cemaatler, ticari birlikler, mahalle konseyleri, geniş aileler belki de 'mükemmel' yapılar değillerdi ancak insan soyuna dair en ilksel esaslardan birini yaşatmayı bildiler: Uzunca zaman aynı kişilerle, yüz-yüze, sürek içerisinde devamlı tekrar eden bir biçimde
ŞAİRİN EYLEM PLANI...(*)
Bakmayın gölgemden ürker hâldeyim Bir yaprak oynasa çıldıracağım Ne var ki burada kalmaz bu deyim Altını eylemle dolduracağım… Çünkü benim madenime erilmez Sığ sularda fikirlerim dirilmez Söz sırrına zevk etmeden girilmez Onun için bu ormanda kaçağım… Bir sürek düşünce gezer içimde Bir yaban hedefi gözler biçimde Binbir umut binbir zorla geçimde Tek bir emek tutup kaldıracağım… Yırtık bir kahkaha kurduğu zaman Tam alnına nişan almış bir düşman Öylece bekleyen umursamadan Gururun ismini haykıracağım… Dökün üstüme kum dökün üstüme Saldırın kolkola ve küme küme Tükürseniz gitmez bugün gücüme Her şeye katlanıp dik duracağım… Haydi beni haydi beni söndürün Durmayın harımı küle döndürün Maşayla kıstırın mazgalla sürün Zannetmeyin buna aldıracağım…
Şiir
"Bağımlı olduğumuz ve iyi şeyler olarak gördüğümüz birçok şeyden vazgeçmeliyiz. Aksi takdirde kendini sürek li test ediyor olması gereken cesaretimiz yok olacaktır. Kalaba­ lıklar tarafından en çok arzulanan şeyleri küçük gördükçe parlaklığı artan ruhun mükemmel liği yok olacaktır." Seneca, Ahlak Mektupları