10/10
·1552 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 13:21
En son ne zaman bir kitaba kendimi bu kadar kaptırdım bilmiyorum. İkinci cildin sonuna geldiğimde bile keşke devamı olsa diyordum. Öncelikle bu kitabın yazarı, üstün zekâsına hayran kaldığım Alexandre Dumas'ya teşekkürlerimi ve saygılarımı sunuyorum. Kitabın ana konusunun intikam olduğunu zaten arka kapağında da okuyoruz. İçerisindeki, her biri ayrı bir olayla var olan onlarca karakter bana okuma zevkinden çok izleme zevki verdi. Evet, sanki film izliyor gibi bütün olayları izledim, tanık oldum. Her şey çok akıcı ve merak uyandırıcıydı. Kitap bitince; başka bir ülkeye gezmeye gitmişim, çok sevdiğim insanlar tanımışım ve bir sürü olaya şahit olduktan sonra artık evime dönmek zorunda kalmışım gibi hüzünlendim. Ah Kont! Benim üzümlü kekim...
Monte Cristo Kontu (2 Cilt Takım)Alexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202537,1bin okunma
8/10
·160 syf.··
2026 3. kitabı
Sisifos hikayesine daha varoluşçu bir yönden bakan ve beynimde yeni bir fikrin kilidini açan kitap.Her ne kadar varoluşçu bakış açısına tamamen katılmasam da bu bakış açısını belirli mitler üzerinde görmek dinlemek hoşuma gidiyor.Pdf üzerinde bir sürü yeri işaretledim bunlardan birini buraya sabitliyorum. "Les dieux avaient condamné Sisyphe â rouler sans cesse un rocher jusqu'au sommet d'une montagne d'où la pierre retombait par son propre poids.Ils avaient pensé avec quelque raison qu'il n'est pas de punition plus terrible que le travail inutile et sans espoir."
Sisifos SöyleniAlbert Camus · Can Yayınları · 202011,3bin okunma
Reklam
9/10
·436 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 22:03
Bu kitabı herkese öneririm, herkes beğenir bence. Çünkü normalde polisiye okumayan ben bile 6 günde bitirdim kitabı. Bu kesinlikle yazarın başarısı. Yazar sadece klasik bir polisiye/aksiyon hikayesi anlatmıyor bize, toplumumuzun geldiği hali de çok gerçekçi ve çarpıcı şekilde yazıyor. Aynı zamanda karakterler çok insani. Hem de çok. Onların düşünceleri çok güzel aktarılmış, o düşüncelerde kendinizi bulacağınıza eminim, hatta katilin düşünce yapısı bile o kadar iyi ki... Katilimiz çok kaliteli ya. Tabii ki biliyordum: manyağın tekiydi falan ama bu kadarını beklemiyordum, profesyonel çıktı. İşimize o kadar karıştı, bize o kadar köşeye sıkıştırdı ki. Bazı yerlerde bizden bir adım önde olması da cabası. Kitabın her bölümünde bir olay oluyor, sizi temin ederim bu kitabı yavaş okuyamazsınız. Ve hepsi çok iyi yazılmış olaylar, çok beklenmedik olanlar da var. Bir noktada bağlantılı ama alakasız görünen bir sürü olay oluyor öyle ki polislerimiz ortaya binbir teori atıyor, onları da okuması çok keyifliydi biraz beynim yandı ama. Bu kitapta Nevzat'a daha çok bağlandım, onu anlamaya çalıştım ve sanırım anladım da. Nevzat, Ali, Zeynep üçlüsüne çok alıştırdı beni bu kitap. İstanbul Hatırası kitabından tanıyordum onları ama bu sefer daha da sevdim onları. Bir de biraz yazım dilinden bahsetmek istiyorum: yazar öyle çok uzun cümleler kurmuyor, süslü püslü bir anlatım da yapmıyor ancak bu yazarın uslübuna basit diyesim gelmiyor. Çünkü ben en çok basit olmayan dil severim yani normalde basit olması benim için olumsuz bir şey olmasına rağmen bu kitapta öyle olmadı. Evet, cümleler kısa, evet çok süs yok ama cümleler o kadar net, gerçekçi ve çarpıcı ki şöyle düşünüyorum, bu yazarın sizi etkilemesi için uzun cümlelere de süse de ihtiyacı yok, sadece olduğu gibi yazıyor cümleleri ve bu
Kırlangıç ÇığlığıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201939,8bin okunma
6/10
·192 syf.··
2026 30. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 00:00
Sosyal medyada ve çevremde son dönemlerde adını sıkça duyduğum genelde okuyanların övgüyle bahsettiği bir kitap Geri Verilen Kız yani Arminuta. Kitap kısaca tek çocuk olarak özenle deniz kenarı bir evde dans dersleri güzel okullar mükemmel kıyafetler ve ilgiyle büyütülen bir kız çocuğunun birden sen bizim çocuğumuz değildin seni gerçek ailen geri istiyor diyerek aslında gerçek anne babası olan uzaktan kuzenlerine geri gönderilmesini anlatıyor. Bu evde bir sürü çocuk, mahremiyet algısının olmaması, annenin çok çocuktan bunalmış, babanın ise sıklıkla çalışıyor moduyla evde olmadığı, sefalet ve yoklukla tanışması işleniyor. Kitap boyunca bu kızın ismi hiç olmadı o Arminuta'ydı, yıllarca bir yalanı yaşamış mantıklı bir açıklama yapılmadan bizim bununla işimiz bitti der gibi geri verilmiş, geldiği evde kız kardeşi dışında bağ kuramamış bir kız çocuğu. Benim beğendiğim kısım Arminuta'nın duygusal dalgalanmalarını patlamalarını kabullenmemelerini zorundalıklarını okuyucuya hissettirebilmesiydi yazarın. Ama açık konuşmak gerekirse uygun olmayan farklı durum ve kısımlarda vardı tabii. Kardeşler arası cinsel ilgi, evde şiddetin günlük hal halini alması vsvs. Kitabın konu açısından ilgi çekici olması kitabı kurtarmış bence. Yoksa üslup çok sokak ağzıydı, içerik zenginleştirilebilirdi, olay örgüsü sonlandırılabilirdi. Genel anlamda Arminuta'nın bazı bölüm sonlarında geleceğe gitmesiyle kız kardeşiyle bağının devam ettiği ve okuyabildiği gibi çıkarımlar yapsakta genel anlamda "eh işte " denilebilecek bir kitaptı.
Geri Verilen KızDonatella Di Pietrantonio · Domingo Yayınevi · 20254,154 okunma
Fiyasko
1/10
·64 syf.··
2026 42. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 09:27
Serinin en beğenmediğim kitabı bu oldu. Romantik komedi olması gerekirken dram önüne geçmiş. Her sayfa kızın babannesine üzülmesinden bahsediyor. 65 sayfalık kitapta ana çiftimizin karşılaşması 50 sayfa sonra. Aşk hikayesi değil. Kitap ana karakter kız ve ölmek üzere olan babaannesi hakkında. Böyle olacağını bilseydim okumazdım çünkü romantik komedi diyerek okumaya başladım. Yazar acaba bunu yazarken ne düşünüyordu? Olmamış gerçekten. Ki üzüntü, dram kısmı da bana çok çiğ geldi. Duyguları geçirememiş yazar. Kitaptaki aşk kırıntısına dönecek olursak da hiç tanımadığı bir insana notlar bırakıp ona aşık olma fikrini de hiç sevmedim sonuçta karşıdakinin kim çıkacağını asla bilemezsin. Üç beş satır konuştuğun insana aşık olup(ki adını dahi bilmiyor) sonra ayarlarca göremediğin insanı aylar sonra gördüğünde aşkını itiraf edip mutlu sona gitmek saçmalıktan başka bir şey değil. Ve şehirde arabası beyaz honda olup hemşire olan bir sürü kadın olabilir. Mantıksal olarak beğenmedim. Hikaye akışı olarak beğenmedim. Karakterleri sevmedim. Bu seride bu kadar güzel kitap varken tam bir fiyasko olmuş gerçekten. Bana kalırsa serinin en iyileri Kuralın İstisnası ve Rosie ve Rüyaların Romeo’su Not: Kitabın teşekkür kısmında yazar, diğer yazarlarla aynı övgüleri paylaştığıma inanamıyorum yazmış. Aynı övgüyü alamazsın canım. Senin kitabın onlarınınkinin yanına bile yanaşamaz.
Dünyanın En Kötü EkürisiAbby Jimenez · Olimpos Yayınları · 2024612 okunma
Çarkların dişleri arasında bir yaşamla nasıl mücadele edilir?
7/10
·328 syf.·
2026 13. kitabı
Rachel Kushner, 1968 doğumlu Amerikalı bir yazar. California Üniversitesi’nde Siyasal İktisat okuduktan sonra Columbia Üniversitesi’nde yaratıcı yazarlık eğitimi almış. Genellikle siyasi gelişmeleri, toplumsal sorunları ve farklı alt kültürleri eserlerinde ele almayı tercih ediyor. İlk romanı "Küba’dan Teleks (2008)" ile dikkat çeken yazar, 70'lerin sanat ve siyaset dünyasını işlediği "Alev Püskürtenler (2013)" ve ABD hapishane sistemini anlattığı "Salon Mars (2018)" kitaplarıyla tanınıyor. Son olarak "Creation Lake (2024)" adlı romanı yayımlanan yazar, kariyeri boyunca Booker, Ulusal Kitap Ödülü, Fransa'nın saygın Prix Médicis gibi prestijli edebiyat ödüllerinde finale kalmış. Gerçekçi gözlemleri ve toplumsal konulara yaklaşımıyla günümüz edebiyatının dikkat çeken isimleri arasında yerini bulmuş. Ayrıca, Kushner’ın yalnızca bir romancı değil, aynı zamanda çok güçlü bir deneme yazarı olduğunu da belirtmek isterim. Yazarın "The Hard Crowd: Essays 2000–2020 (2021)" adlı yirmi yıllık siyaset, sanat, müzik, adalet sistemi ve kişisel anılarını içeren ödüllü deneme derlemesi ve "The Strange Case of Rachel K (2015)" adında yayımlanmış bir kısa öykü derlemesi de bulunuyor. Kushner ile ilgili bir diğer önemli ve dikkatimi çeken detay ise kitap yazarken adeta bir gazeteci gibi derin araştırmalar yapması oldu. Çünkü "Salon Mars" romanını yazabilmek için yıllarca Kaliforniya'daki kadın hapishanelerini ziyaret etmiş, mahkumlarla ve gardiyanlarla görüşmeler yapmış. Yeni romanı "Creation Lake" için ise Fransa'nın kırsalındaki aktivist komünleri ve mağara tarihini yerinde incelemiş. Bu bakımdan araştırmacı yönünü takdir ettim. "Salon Mars", Amerika’daki kadın cezaevi sistemini, yoksulluğu ve hukuk sisteminin açıklarını birçok karakterin kesişen hayatları üzerinden anlatmaya çalışan bir
Edebiyat
Salon MarsRachel Kushner · Siren Yayınları · 2024193 okunma
Reklam
Reklam