Bazı insanlar yanlış zamanlarda yanlış kitapları okurlar. Böyle insanları bir yapboza benzetirseniz eğer bir sürü farklı yapbozu alıp bir bütün haline getiremeyip birbirini üzerine bindirerek tepeleme bir yüzey oluşturduğunu görebilirsiniz. Dolayısıyla ne bir şekile ne de bir görsele benzer oluşan bu şey. Eğer yeterince enayi tanıyorsanız bu kabızlık boka benzeyen yapboz kişisini birilerine modern sanat diye satabilirsiniz. Şu yapbozun birleşemediği noktalara bak! Kırılan çıkıntılarına bak! Başka hiçbir yapboz bu yapboz gibi değildir. O sebeple bu yapboz çok özel bir yapboz. Neden bu yapboza bir şans vermiyorsun? Bir siktir git. Doğru zaman diye bir şeyi beklemek saçma. Hani bazen gerekli olabilir de bunu homojen bir şekilde beklemek saçma. Başta doğru zaman yanlış kitap falan dedim de götümden salladım, hatta yazarken içimden kıs kıs gülen o ses ne diyon yarrağım kıkırdayışı saldı, maksat gevezelik. İnsanlar nasıl heba olurlar? Doğru zaman, doğru insan doğru his, doğru amaç bekleyişiyle. Doğru. Doğru Doğru. Doğru nedir? Ananın amı. Aslında öyle olabilir mi gerçekten? Yani bu her şeye sinmiş ''doğruluk'' bekleyişi biraz da anne rahmine dönüş isteğine benzemiyor mu? Yani şu doğruluk bekleyişindeki heterojen durumları daha da açıp parçalamak istiyorum da yapmayacağım. Canım kahve istiyor. Kahve yapacağım ve de yıldızların altında kitap okuyacağım. Beni gıcık eden bir şey var. Okuyacam, okuyacağım. Bu cağımlar... Cağım. CAĞIM. cağım.lağım.yarrağım. Niye böyle küfürbaz oldum ya... Ama şöyle ki ben nerede küfür edeceğini seçebilen bir insanım. Ayarlıyorum yani. Kendi zihin akışlarımı da zorba kurallara bağlayacak değilim herhalde. O kadar da olsun. Aslında küfür konusu da araştırılabilir.