Gözlerini göğün mavi boşluğuna dikti. Bir yaban ördeği sürüsü geçiyordu ağır ağır. Sürü uzaklarda eriyip yok oluncaya kadar baktı. Hey gidi kuşlar hey! İnsan olacağına kuş olsaydı keşke.
Sayfa 244·Kitabı okuyor
Askeri birliklerce çekilmiş video filmleri gösteriliyor. Şurada, burada çatışma oldu. Şu komutanın hatası oldu, bundan dolayı böyle zayiatlar verildi. En tepeye bir gözcü çıkaracaksın, sonra birliği oradan geçireceksin. Komutan orada gözcü çıkarmadığı için 15-16 askerimiz şehit olmuş gibi bilgiler de veriliyordu. Hatta bu PKK'ya karşı daha hırslanmamız için albaylar kurs veriyor. Kürt diye bir şeyin olmadığı, dağda karlık yerde gezerlerken çıkardıkları kart kurt seslerinden dolayı bu adamlar kendilerine Kürt demişler, aslında Kürt değiller, bunlar aslında bizim gibi Türk'tür, diye şeyler anlatılıyordu. Acıma hissini ortadan kaldıracak, bir sürü insanın tüylerini diken diken edecek şekilde devamlı propaganda var tabii. İnsan ister istemez etkileniyor. Ben askere gittiğimde 28 yaşındaydım, ben bile etkilendim, 20 yaşındaki çocukları siz düşünün..
Sayfa 42 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anı
Reklam
Şu bir sürü insanın kafasının içinde hangi anılar, hangi zevkler, hangi acılar kalmış acaba diye düşünerek yazdığı senaryonun kaç kişiye dokunabileceğini... Bu belirsizlik duygusu ürkütücü de olabiliyordu.
Sayfa 101
Edebiyat
Tabiatta mahkeme ve adalet yoktur. Yalnız kuvvete ve kudrete itibar var. İstikamet veya merhamet kelimeleri insanları sürü hâlinde idare etmek isteyen dinlerin icat ettikleri sahte ve gayritabii mefhumlardır...
Askerlik yapılması gerekiyor diye düşünüyorum, ama niye yapılması gerektiğini pek bilmiyorum. O dönemden geçmen lazım, bir şeyleri kavrıyorsun bence. Döndüğümde, kafa yapısı olarak biraz daha toparlandım. Askerlik yapmak gerekli, adam eder, ediyor. En azından mesafe uzak oldu mu sivil hayatın değerini de anlıyorsun. İşte ilk kez ailenden ayrılıyorsun. Yapmasaydım eksikliğini hissederdim. Orada da bir sürü şey öğrendim..
Sayfa 30 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anı
Adanalı biri, içerde, "kalk tavan yanıyor," diyorsun. Adam, "bırak yansın, ben istirahatteyim," diyor. Herkes sıraya dizildi. Bölük komutanı geldi, herkesi saydı saymadı. "Tüfekler tamam mı," diyor. "Adamlar tamam mı," demiyor. Niye? Çünkü tüfekler ona zimmetli. Nöbettekiler, istirahatlılar, yani yerinde olmayan bir sürü adam var. "Tüfekleri al," derken, "alabildiğin kadar tüfek al" denmek isteniyor. Bunun sivildeki can ve mal mevzuundan farkı yok..
Sayfa 29 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anı
Reklam
Reklam