Atsız’ın kalemiyle tanışmama vesile ilk eser. Kitabın her sayfasında, ben bunu neden daha önce okumadım hissiyatını yaşadım. Akıcı bir dili ve alışılagelmişin dışında konusu var, kısa zamanda bitirilebilir. Eski Türk tarihinden, edebiyatından, Türk komutanlara.. hepsini kitabın içinde görebilirsiniz.
Kitabın ana karakteri Selim Pusat yüzyıllar önce lanete, bedduaya uğramış Burkay’ın reenkarne olmuş hali.
Kralcı olduğu sebebiyle askerlikten ihraç edilmiş ve hayata küsmüş bir karakterden bahsediyoruz.. çok spoiler vermek istemiyorum bu noktada.
Atsız edebiyat öğretmeniyken, okula yeni gelen kadın öğretmene ilk görüşte aşık oluyor ve ona bir mektup yazıyor:
Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
Pervane olan kendini gizler mi alevden?
Sen istedin ondan, bu gönül zorla tutuştu..
Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse;
Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse;
Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan
Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse..
Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,
Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!
Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince
Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince
Gönlümdeki azgın devi rüzgârlara attım;
Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım.
Gözler ki birer parçasıdır sende İlâhın.
Gözler ki senin en katı zulmün ve silâhın,
Vur şanlı silâhınla gönül mülkü düzelsin:
Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin
Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin
Sen öldürüyorken, de vururken de güzelsin!
…