Her durumda biz seninle çok farklıydık ve bu farklılığımız yüzünden birbirimiz için öylesine tehlikeliydik ki ,ağır gelişen bir çocuk olan benim ve senin gibi gelişimini tamamlamış bir adamın birbirlerine ileride nasıl davranacaklarını biri önceden hesaplamak istese ,senin beni benden geriye hiçbir şey kalmayacak şekilde düpedüz ayaklarının altına alıp ezeceğini varsayabilirdi.
Çoğu kişi için Sabahattin Ali denildiğinde akla Kuyucaklı Yusuf gelir veya Kürk Mantolu Madonna gelir. Ama benim aklıma hep İçimizdeki şeytan kitabı geliyor çünkü bir insanın gerçekten içindeki şeytana uyduğunda en değer verdiği şeylerin nasıl yok olup gittiği çok iyi anlatılmış. Ömer karakterine karşı içimde hep bir sempati uyanmıştı kitabın başlarında ama sonlarına doğru ona kızarken buldum kendimi. Sonra fark ettim ki aslında bizde yaşamımızda çok güzel şeyleri kaybediyoruz veya kırıp döküyoruz değerlilerimizi. Ama iş eleştiriye geldi mi laf söyletmiyoruz kendimize. İşte ben bu kitapta aslında Ömerinde bizim gibi biri sanki yanı başımdaki bir arkadaşım olduğunu hissedebildim. Bazen o anın ,durumun rahatlığı bazen biraz boşvermişliğin gerçekten nelere hangi durumlara mâl olacağı anlatılmış.
Kendimi tam olarak böcek gibi hissettiğim bir dönemde tesadüfen Kafkayı merak ettiğim için okuduğum bir kitap. Bir insanın çevresindeki insanlar tarafından baskılanması değersiz ve bir hiçmiş gibi hissedilmesi çok iyi anlatılmış. Bu kitabı edebiyat dersinde sınıfa anlattığımda çoğu kişi saçma sapan bir kitap insan böceğe dönüşür mü demişti. O yüzden bu kitabı okuyup anlarsanız bilin ki cahil ve niteliksiz bir insan değilsiniz.
Bir insan milyonlarca yıldızın yalnız bir tanesinde filizlenen bir çiçeği sevecek olursa yıldızlara bakması onu çok mutlu etmeye yeter kendi kendisine çiçeğim oralarda bir yerlerdedir diye düşünür. Fakat koyun çiçeği yerse onun için bütün yıldızlar sönmüş gibi olur. Bu da mı önemli değildir?